- Adıyaman İsmi :
Adıyaman isminin menşeyi hakkında çeşitli rivayetler vardır.
Birinci rivayete göre; Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya
bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT’ a tapan bir
babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek
ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler.
Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından
öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra=Pirin)’ de bir manastır
yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla
Adıyaman şekline dönüşür.
İkinci rivayete göre; Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan Mansur’un kalesi
olarak bilinen kale’ ye halk, Hısn-ı Mansur ismini vermiştir. Hısn-ı Mansur
isminin menşeyi hakkında iki ayrı rivayet mevcuttur. Kaynaklarda VII. yüzyılda
buraya gelen Emevi komutanlarından Kays kabilesine mensup Mansur. Ca'vene'ye
izafetle bu ismin verildiği rivayet edilmekte ise de başka bir rivayete göre bu
ismin Abbasi Halifesi Ebu Cafer El-Mansur'un adından gelmektedir. Zamanla halk
arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “HÜSNÜ MANSUR” olarak bu şehrin ismi
değiştirilmiş olmaktadır.
Üçüncü rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin
vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı
olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı
güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN” (Güzel vadi) kelimesinin söylenişi
zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN” şekline dönüşmüştür. Ancak, Hısn-ı
Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926
yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar ADIYAMAN
olarak değiştirilmiştir.
- Adıyaman’ın Tarihçesi
Adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adıyaman Palanlı
Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.ö. 40.000 yıllarına kadar
uzandığı anlaşılmıştır.
Yine Samsat-Şehremuz Tepe'deki tarihi bulgulardan M.ö. 7.OOO yılına kadar
Paleolitik, M.O. 5.000 yıllarına kadar Neolitik, M.Ö. 3.OOO yıllarına kadar
Kalkolitik ve M.O. 3.0OO-1.200 yıllan arasında da Tunç Çağı dönemlerinin
yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitannilar arasında el
değiştirmiş ve Hitit Devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1.200) karanlık bir dönem
başlamıştır. M.Ö. 1.2OO'den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750 yıllan arası
dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu dönemde yöre,
Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat'ta bulunan Asur etkili mühürler ve
Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış kitabeler,
Anadolu'daki tarihi silsilenin ilimizde de aynen devam ettiğini, göstermektedir.
Bu dönemde Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan Geç
Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm sürmüştür.
M.Ü. 9OO-70O yılları arasında yöre Asur etkisinde kalmakla birlikte, Asurlular
tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye Persler
hakim olur ve yöre Satrap'lar (Valiler) eliyle yönetilir. M.O. 334 yılında
Makedonya Kralı Büyük iskender'in Anadolu'ya girmesiyle Pers'ler hakimiyetini
kaybetmiş ve M.ü. 1. yüzyıla kadar yörede Makedonyalı Selev-kos Sülalesi hüküm
sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı sıralarda, Kral Mithradetes l
Kallinikos Kommagene Krallığının bağımsızlığını ilan etmiştir (M.O. 69).
Başkenti Samosota (Samsat] olan Kommagene Krallığı, egemenliğini MS. 72'ye kadar
sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma imparatorluğunun eline geçmiş ve Adıyaman Roma
imparatorluğunun Syria (Suriye) Eyaletine, 6. Lejyon olarak bağlanmıştır. Roma
imparatorluğunun 395 yılında Batı ve Doğu Roma olarak ayrılmasıyla, Adıyaman
Doğu Roma imparatorluğuna katılmıştır. 643 yılından itibaren bölgeye İslam
akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti ancak 670 yılında Emevi'lerle
kurulabilmiştir. 758 yılında ise, II, Abbasi komutanlarından Mansur Ibni
Cavene'nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar Abbasi hakimiyetinde kalan H'de
bu tarihte Hamdanüerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden Bizanslıların
eline geçer.
1114-1181 yıllan arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında
Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında
Moğol saldırılan yaşanır. 1298'de yöre ve bölge Memlüklerin eline geçer. 1393
yılında Adıyaman bu kez de Timurlenk tarafından yağmalanır.
Büyük bir istikrarsızlığın olduğu Orta çağ boyunca Adıyaman Bizans, Emevi,
Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğullan arasında el değiştirmiş ve nihayet
Yavuz Sultan Selim'in Iran seferi sırasında 1516 yılında Osmanlı topraklarına
katılmıştır. Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman, başlangıçta merkezi
Samsat'ta bulunan bir Sancakla Maraş Beylerbeyliğine bağlıyken, Tanzimat’tan
sonra bir kaza olarak Malatya'ya bağlanmıştır.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski idari yapısı korunarak
Malatya'ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418
sayılı Kanunla Malatya'dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.
- Adıyaman Kronolojisi
M.Ö. 40000- M.Ö. 7000 Paleolitik
M.Ö. 7000 - M.Ö. 5000 Neolitik
M.Ö. 5000 - M.Ö. 3000 Kalkolitik
M.Ö. 3000 - M.Ö. 1200 Hititler
M.Ö. 1200 - M.Ö. 750 Asurlular
M.Ö. 750 - M.Ö. 600 Frigler
M.Ö. 600-M.Ö. 334 Persler
M.Ö. 334-M.Ö. 69 Makedonlar
M.Ö. 69-M.S. 72 Kommagene Krallığı
72-395 Roma imparatorluğu
395-670 Doğu Roma (Bizans)
670-758 Emeviler
758 - 926 Abbasiler
926- 958 Hamdaniler
958 –1114 Bizanslılar
1114 –1204 Eyyubiler
1204 –1298 Anadolu Selçuklular
1298 –1516 Memluklular
1516 –1923 Osmanlı imparatorluğu
Adıyaman'ın Tarihsel Gelişimi
Adıyaman ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları bu
şehrin tarihinin paleolitik döneme kadar uzandığını göstermiştir.
İnsanlık aleminin Toplayıcılık ve Avcılık Dönemi adını verdiğimiz kültür
evresinin de izlerini taşıyan, büyük medeniyetlere beşiklik eden Adıyaman, 100
yıldan bu yana dünya arkeologlarını meşgul eden bir araştırma alanı haline
gelmiştir.
Yöredeki arkeolojik kazılarda bulunan Paleolitik (40.000) ve Neolitik dönemlere
ait çakmak taşından yapılmış el baltaları, delici ve kazıcılar, obsidiyenden
yapılmış ok uçları, pişmiş toprak parçaları; Kalkolitik döneme ait pişmiş
topraklardan yapılmış kaplar ve objeler, Erken Tunç çağına ait madeni eserler;
Demir çağına ve Helenistik döneme ait taş ve pişmiş topraktan eserler, Roma
dönemine ait kandiller, çeşitli kaplar, heykeller ve taş eserler, Bizans
dönemine ait küp ve diğer seramik çeşitleri; Abbasiler dönemine ait altın ziynet
eşyaları, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait sırlı seramikler, vazolar, cam
eserler; mühürler, yüzük ve bilezikler, insan ve hayvan figürleri gibi daha
birçok arkeolojik eserler, Adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerini ortaya
koymaktadır.
Adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerinin eskiden beri bilinmesi bölgenin
son yüz yılarda birçok yerli ve yabancı bilim adamı, seyyah tarafından
araştırılmasına neden olmuştur.
- Eski Çağda Adıyaman
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan
havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin
illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje
gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir.
Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik
araştırmalar yapılmıştır.
Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda
İran, kuzeyde doğu Anadolu ve Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında
yer alan bir orta bölgedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü
edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin
bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere
sahne olmuştur (ERZEN,Afif: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and
Urartions-Ankara 1984 s.7).
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların
ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları,
doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları
insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu
Anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla
geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam
bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur.Adıyaman
Bölgesindeki Eskiçağ Yerleşmeleri Paleolitik Yerleşmeler
Paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Bu
insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk devrelerinde en önemli aşamalardan
biriydi. Bölgede bulunan bol miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve
sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur. Adıyaman-Malatya
karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik
dönem yerleşmesidir.Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve Çevresi Yerleşmeleri’nde
yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. Bölgede ayrıca Kung Kıracı
Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim yerleri de vardır.
Adıyaman yöresinde Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini yansıtan yerleşme
yerlerinin başında, bugün Atatürk Barajı gölü sahası içinde kalan Samsat (Samosata
Höyüğü) gelmektedir. Ayrıca Kommegene Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Keza
Tille Höyük yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.
Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma Dönemi eserleriyle ün yapmış bir
bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski Kahta Köyünün yanındaki 2150 m
yüksekliğinde Nemrut Dağı’nın üzerindedir. Toros Dağları ile Fırat Nehri
arasındaki yöre, Helenistik ve Roma çağlarında Kommagene olarak adlandırılır.
Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında Selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar
sırasında I. Mithradates Kallinikos tarafından bağımsız bir krallık olarak
kurulmuştur. Antikçağ’ daki adı Nymphaios olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki
Eski Kahta Köyünün yanında yer alan Arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu
anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3 km güneybatısında Kahta Çayı’nın
bir kolu olan Cendere Çayı’ndaki güzel köprü, sütunlar üzerindeki Latince bir
yazıta göre Roma döneminde dört Kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.
Antitorosların bir uzantısı olan Nemrut Dağı’nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde
bugün herkes tarafından bilinen ve Geç Helenistik Devirden kalma tapınaksal
mezar anıtı, yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul
edilmiştir. Bu anıt ve çevresi 1987 yılında UNESCO nezrindeki “İnsanlığın Kültür
Mirası” listesine alınmış 1988 yılında da Türk Hükümeti tarafından Milli Park
ilan edilmiştir.
Roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır. Adıyaman Kahta
İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün doğusundaki Fırat vadisinde yamaç boyunca kalker
kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları
altında kalmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Adıyaman ve Gaziantep yöresinde kurulmuş
olan ilk devlet Kommagene (M.Ö.69-M.S.72) Krallığıdır. Bölgede Selevkos
hakimiyetini İran’daki Parth’ların (M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar
sınırlarını Fırat boylarına kadar genişleterek Diyarbakır’ı ellerine geçirdiler.
Ancak M.S.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (OKTAY Akşit,“Roma
İmparatorluk Tarihi” İstanbul 1985).
- Orta Çağda Adıyaman
Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından itibaren Doğu Roma İmparatorluğu’ nun
(Bizans Devleti’nin) egemenliği altındayken İslam akımlarına maruz kalmıştır.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde (634-644) Adıyaman ve çevresi Müslüman
Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde, Halid Bin Velid, Sait Bin Ebi Vakkas ve
İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda
638 yılında bu bölge İslam topraklarına katılmıştır.
Adıyaman ve çevresi bir süre Müslümanlarla Bizanslar arasında sınır bölgesi ve
çekişme konusu olur. 670 yılında Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavena
Adıyaman’ı ele geçirir. Bu komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde
kalan bugünkü Adıyaman Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.
M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından Emevi egemenliğine
son verilir. Böylece Adıyaman ve çevresine Abbasiler hakim olurlar.
M.S. 1066 yılında Selçuklu komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman şehrini (Hısn-ı
Mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir.
1071 Malazgirt Muharebesi’ni izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman
şehri), tekrar ele geçirilir ve Abbasi hakimiyeti sona erer. Selçukluların
egemenliği altında kalan Adıyaman ve çevresi Haçlı Savaşları’nın etkisi altında
kalarak geçici olarak el değiştirir. Adıyaman ve çevresi1114-1204 tarihleri
arasında Eyyubilerin kontrolü altına da girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298
yılında Moğolların istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. Bu durum 1339
tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde Adıyaman ve çevresi, Dulkadıroğulları
Beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra Dulkadıroğulları’ nın egemenliğine
girer. 1398’ de Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu
Anadolu’ya egemen olan Timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir. Sonuçta Adıyaman
ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları’nın eline geçer.
- Yeni Çağda Adıyaman
1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran seferi
dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği’nin egemenliğine son vererek, Adıyaman ve
çevresini topraklarına katar. Böylece Adıyaman’da Osmanlı İmparatorluğu dönemi
başlamış olur.
Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır boyu olmaktan
çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila korkusundan kurtulur, huzura
ve sükuna kavuşur. Osmanlı yönetiminin Türk aşiretlerini belli yörelerde
oturmaya mecbur eden iskan (yerleşme) politikasından dolayı, Anadolu’nun diğer
yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu
isyanlar bastırılır.
- Adıyaman'ın İdari Tarihi
Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Adıyaman şehri, önce
Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda
(1519-1530) Samsat sancağına bağlanır. 1531’ den sonra da Elbistan sancağına
bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz.
Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye
başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde “Kaymakam”sözcüğüne
rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek Diyarbakır’a
bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek ilçelerinin de
Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa Malatya sancak
olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum, Adıyaman’ın resmen
il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.
Söz konusu yasayla Adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa
ile Kahta, Besni, Gerger ve Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da
Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde
Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde
1664 sayılı yasayla Tut ve 1991 yılında ise Sincik ilçe merkezine
dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman’a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.
|