Aliağa
Aliağa, İzmir'in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 53 km'dir. Kuzeyinde Bergama; doğusunda Manisa; batısında Ege Denizi; güneyinde Menemen ile çevrelenir. Daha önce Menemen'e bağlı bir bucak merkezi iken, 1982'de ilçe olmuştur.
Yüzölçümü 393 km2'dir. Helvacı ve Yenişakran olmak üzere 2 beldesi ve 19 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 57.192'dir. Bu nüfusun 37.537' si merkezde, 19.655'i belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 209 kişi olan ilçede, yıllık nüfus artış hızı %0 30,51'dir.
İlçede 35 İlköğretim Okulu, 6 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 11.553 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 619 öğretmen görev yapmaktadır.
Sağlık hizmeti, 1 SSK Hastanesi, 4 Sağlık ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı Merkezi tarafından verilmektedir.
1970'li yıllara kadar tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahip olan Aliağa'da, günümüzde 40'a yakın büyük sanayi kuruluşu bulunmaktadır. Nemrut Körfezi'nde yer alan ve Körfezin adı ile anılan Nemrut Limanı hızla gelişmiş, limanda elleçlenen yük miktarı 20 Milyon tona ulaşmıştır. Yapımı devam eden organize sanayi bölgesinin tamamlanması ve Aliağa - Menderes demiryolu hattının hizmete açılmasıyla, Aliağa'nın sanayi kenti kimliğinin daha da gelişeceği öngörülebilir.
Yunt Dağları'ndan doğan Güzelhisar Çayı, ilçe sınırları içerisinde akar ve Güzelhisar Barajı'nın suyunu sağlar. İlçede bulunan Kuş Cenneti; flamingo, leylek, erguvani balıkçıl, yeşilbaş, angıt, su çulluğu, Akdeniz martısı, yalı çapkını gibi kuşları barındırmaktadır.
Önemli antik yerleşim yerleri Kyme ve Gyrneion'dur. Kyme, Batı Anadolu'da kurulan kent devletlerinin en eskilerinden olup, on iki Aiol kentinden birisidir. Yaklaşık olarak M.Ö. 1046 tarihinde kurulan kentte Antik Çağın en ünlü dört kadın bilicisinden biri olan Sibylla ile Homeros sonrası kuşağın büyük ozanı Hesiodos'un babası ve ünlü tarihçi Epheros yaşamıştır.Kyme'de yapılan kazılar sonucunda Nekropol ile Arkaik Döneme ait heykeller, antik tiyatro, tapınak ve liman ortaya çıkarılmıştır. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan eserler, İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Balçova
Anakent sınırları içerisinde yer alır. Doğusunda Konak, batısında ve güneyinde Narlıdere, kuzeyinde ise İzmir körfezi ile çevrilidir. Yüzölçümü, 29 km2'dir.
2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, ilçenin toplam nüfusu 66 877'dır. Bağlı köyü ve beldesi bulunmamaktadır.
İlçede, 7 İlköğretim okulu, 3 orta öğretim kurumu bulunmakta; 8236 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 406 öğretmen görev yapmaktadır.
9 Eylül Üniversitesi'ne bağlı Tıp Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi ile İzmir Ekonomi Üniversitesi Balçova'dadır.
İlçede, 1 üniversite hastanesi, 1 SSK dispanseri, 4 sağlık ocağı, 1 AÇS/AP merkezi, 1 verem savaş dispanseri bulunmaktadır.
Balçova, (Agememnon) Kaplıcaları, sağlık turizmi açısından önemli bir merkezdir. Termal su kaynaklarının yakınına kurulan otel ve tedavi birimleri, özellikle İskandinav ülkelerine yönelik termal turizmin doğuşunu beraberinde getirmiştir. İzmir İl Özel İdaresi tarafından kurulan Balçova Termal Tesisleri, ülkemizin turizm işletme belgeli termal tesislerinin başında gelir.
BALÇOVA KAPLICALARI
İzmir'in kent merkezine 8 Km uzaklıkta, şehrin kalabalığından ve trafik gürültüsünden uzak Balçova Kaplıcaları ya da tarihteki adıyla Agememnon Kaplıcaları, geçmişten günümüze şifalı sularıyla bir tedavi merkezi niteliği taşımaktadır. Burası antik dönemden kalma bir kaplıcadır. Adını Myken Kralı Agamemnon'dan almıştır.
Kaplıcalarda Balçova Termal Tesisleri günübirlik ya da konaklamalı olarak yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir. Balçova Termal Tesisleri ve buradaki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi; niteliği ve kapasitesi açısından uluslar arası standartları sağlayan Türkiye'nin en büyükTermal Otel ve Tedavi Merkezi'dir.
Balçova Termal Tedavi, Teşhis Merkezi bünyesindeki Fizik Tedavi Merkezi, romatizmal, ortopedik, nörolojik hastalıklara yönelik bilimsel olarak çalışan bir Tedavi Rehabilitasyon ve Kaplıca Merkezidir.
Son beş yılda, 5000'e yakın İskandinav hastanın tedavisi başarılı biçimde Merkez'de gerçekleştirilmiştir.
Doğal güzellikler açısından zengin olan ilçede; İnciraltı, Teleferik gibi rekreasyon alanlarını, ormanlar, çiçek seraları ve termal sular tamamlamaktadır.
Yeşil dokusunun bozulmamış olması, Balçova'yı seçkin bir yerleşim alanı olarak çekici kılmaktadır. Zengin bir jeotermal potansiyele sahip olan Balçova'da, İl Özel İdaresi tarafından gerçekleştirilen bölge ısıtma sistemi kapsamında, 6.000 civarında konut jeotermal enerjiden yararlanmaktadır.
İlçe, son yıllarda, hipermarketlerin yoğunlaştığı, canlı bir ticaret merkezi niteliği kazanmıştır.
Bayındır
Bayındır, İzmir'in güneydoğusunda Küçükmenderes Havzası'nda yer alır. İl merkezine uzaklığı 80 km'dir. Kuzeyinde Kemalpaşa; doğusunda Ödemiş; batısında Torbalı; güneyinde Tire ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 588 km2'dir. Canlı, Çırpı ve Zeytinova olmak üzere 3 beldesi ve 38 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 47.214'tür. Bu nüfusun 15.870'i merkezde, 31.344'ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 80.3, nüfus artış hızı %0 0.19'dur.
İlçede 53 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 5755 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 335 öğretmen görev yapmaktadır.
Sağlık hizmeti, 4 Sağlık ocağı, 5 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, pamuk, karpuz, sebze ve meyvelerdir. Son yıllarda çiçekçilik sektörü hızla gelişmektedir.
Bayındır doğal, tarihi ve kültürel açıdan oldukça zengindir. Osmanlı ve Selçuklular zamanında eğitim ve kültür merkezi olarak kullanılan tarihi yapılar mevcuttur. Bunların en önemlileri Hacı Sinan Camii ve Külliyesi, Telcioğlu Camii, Recep Hanı, Eskici Dede Türbesi ile Bayındır Ilıcaları'dır.
Beydağ
Beydağ, İzmir'in doğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 142 km'dir. Kuzeyinde Kiraz; doğusunda Nazilli; batısında Ödemiş; güneyinde Sultanhisar ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 162 km2'dir. 21 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 14.147'dir. Bu nüfusun 5.521'i merkezde, 8.626'sı belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 87, nüfus artış hızı %0 -3.37'dir.
İlçede 28 İlköğretim Okulu, 1 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 1872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 94 öğretmen görev yapmaktadır.
Sağlık hizmeti, 1 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı tarafından verilmektedir.
İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. En önemli ürünler incir, kestane ve zeytindir. Beydağ'da üretilen kestane son derece kalitelidir. Besi ve süt hayvancılığı hızlı gelişme göstermektedir.
Beydağ önce Aydınoğulları, sonra da Osmanlıların egemenliğine geçmiştir.
Bornova
Bornova, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Manisa ili toprakları; doğusunda Kemalpaşa; batısında Karşıyaka ve Konak; güneyinde Buca ile çevrelenir. 1882 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 1957 yılında ilçe haline gelmiştir.
Yüzölçümü 224 km2'dir. 12 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 396.770'tir. Bu nüfusun 391.128'i merkezde, 5.642'si belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 1771, nüfus artış hızı %0 35.46'dır.
İlçede 77 İlköğretim Okulu, 28 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta, 77396 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 3479 öğretmen görev yapmaktadır. İzmir'in ilk üniversitesi olan Ege Üniversitesi, Bornova'da kurulmuştur ve ana kampusü Bornova'dadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 Tıp fakültesi Hastanesi, 19 Sağlık Ocağı, 1 SSK Dispanseri, 6 Sağlık Evi ve 1 Verem Savaş Derneği hizmet vermektedir.
Bornova, günümüzde hızla büyüyen bir yerleşim alanı ve bir üniversite kenti olmanın yanında, gelişmiş bir sanayi yöresidir.
Buca
Buca, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Bornova; doğusunda Kemalpaşa; batısında Konak ve Gaziemir; güneyinde Menderes ve Torbalı ilçeleri ile çevrelenir. Buca'da 1923 yılında belediye kurulmuş, 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur.
İlçenin yüzölçümü 134 km2'dir. 3 köyü, 1 beldesi (Kaynaklar) bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 315.136'dır. Bu nüfusun 308.661'i merkezde, 6.475'i belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 2352, nüfus artış hızı %0 43.78'dir.
İlçede 49 İlköğretim Okulu, 14 Orta Öğretim Kurumu, 61968 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 2428 öğretmen görev yapmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin çok sayıda fakültesi Buca'dadır.
Sağlık hizmeti, 13 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi, 2 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem Savaş Dispanseri tarafından verilmektedir.
İlçe ekonomisi ticaret, küçük sanayi, ziraat, hayvancılık ve orman ürünlerine dayanmaktadır. Kaynaklar beldesi, Kırıklar, Belenbaşı ve Karaağaç köylerinde hayvan besi haneleri, sucuk imalathaneleri, tavuk çiftlikleri, zeytinyağı imalathaneleri, kireç ocakları, meyve-sebze ambalaj tesisleri bulunur.
Büyükşehir Belediyesi'ne ait Sebze Meyve Hali ve Balık Hali'nin hizmete girmesiyle ekonomik hareketlilik artmıştır.
Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlı fakültelerin önemli bir bölümü Buca'da yer alır. Bu gelişme, Buca'ya bir öğrenci kenti kimliğini vermiştir.
M.Ö.130'lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir tarih ve kültür beldesi olan Buca'da görülmeye değer tarihi yapılar arasında ; Protestan Kilisesi, Forbes, Rees, De Jongh, Baltacı Malikanesi, Russo Köşkü sayılabilir. Ayrıca, ideal dinlenme yeri olan Hasan Ağa Bahçesi ve Buca Göleti, kent halkının mesire yerlerindendir. İzmir'in ve Ege Bölgesi'nin tek hipodromunun ilçe sınırları içinde bulunması, Buca için ayrı bir özelliktir.
Çeşme ilçesi, İzmir İlinin batısında yer alır. Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir.
Yüzölçümü 260 km² dir. 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır.
2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, İlçenin toplam nüfusu 37 372'dir. Bu nüfusun 25 257' si şehir merkezinde, 12 115'i ise belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 13 İlköğretim okulu, 5 ortaöğretim kurumu bulunmakta; 4 532 öğrencinin eğitim gördüğü okullarda, 247 öğretmen görev yapmaktadır.
Sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 2 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık evi tarafından verilmektedir. Bu kurumlarda 27 doktor, 4 sağlık memuru, 26 hemşire ve 28 ebe görev yapmaktadır.
İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir. İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme'nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir.
Yarımadanın ilk antik yerleşim yeri olan Ildırı (Erythrai), ilçenin görülmeye değer tarihi zenginlikleridir.
Pausanias'a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur. M.Ö. 7.yy'da tiranlar tarafından yönetilen kent M.Ö. 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir. Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır. Kent oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilmiştir. Kentte M.Ö.7.yy'ın 2.yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır.
Çeşme yöresi, XI. yy. sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV. yy. sonlarındadır. Osmanlı eserleri içinde en çarpıcı olanı Çeşme Kalesi'dir.1508 yılında II. Beyazıt tarafından inşa ettirilen kale, Osmanlı mimarisinin bütün inceliklerini taşımaktadır. Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir.
Çeşme Kervansarayı, 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. U biçiminde planlanan kervansaray, iki katlıdır.
Hacı Mehmet Camii ve Hacı Memiş Camii Osmanlı dönemine ait özgün eserlerdir. İlçede Osmanlı dönemine ait birçok tarihi çeşme bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Hamaloğlu Çeşmesi, Kabadayı Çeşmesi, Kaymakam Çeşmesi, Maraş Çeşmesi, Memiş İbn'i Ahmet Çeşmesi ve Ömer Ağa Çeşmesi'dir.
Çeşme kıyılarındaki yirmiye yakın plajın en tanınmışı ve en büyüğü Ilıca Plajı'dır. Burada, deniz ve kum olağanüstü güzellikler sunar. Pırlanta, Çiftlik, Çatalazmak, Küçükliman, Şifne, Germiyan Yalısı, Ildırı Plajları diğer tanınmış plajlardır.
Çeşme termal sular açısından zengin bir ilçedir. Ilıca, Şifne, Yıldızburnu gibi pek çok mevkiden kaynayan şifalı sulardan günübirlik ya da çevredeki tesislerde konaklayarak yararlanmak mümkündür.
Alaçatı Beldesi, önemli bir turizm merkezidir. Eski yel değirmenleri ve ülkemizde rüzgar kaynaklı enerji üretiminin ilk örneğini oluşturan rüzgar türbinleri beldenin simgesi niteliğini taşırlar.
Çiğli
İzmir Körfezi'nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir. Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1 - 150 m. arasındadır.
Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya Çiğli adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir. 1893 yılında Yugoslavya'dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli'nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir.
İlçede 1 belde ve 1 köy ve merkezde de 16 mahalle bulunmaktadır. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543'dür. Nüfusun 113 543'ü ilçe merkezinde, 6 803'ü Sasalı Beldesi ve Kaklıç köyünde yaşamaktadır.
25 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 22872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1111 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir. Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır.
Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli'de kurulmuştur.
Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60'ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır.
İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan İzmir Kuş Cenneti önemli bölümüyle Çiğli'dedir. 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır. Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır. Bu tepelerden; tuz tavaları, Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi'nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir.
Dikili
Dikili , İzmir'in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 120 km'dir. Kuzeyinde Balıkesir; doğusunda Bergama; batısında ve güneyinde Ege Denizi ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 541 km2'dir. 1 beldesi (Çandarlı) ve 25 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 30.115'tir. Bu nüfusun 12.552'si merkezde, 17.563'ü belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 31 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 3759 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 214 öğretmen görev yapmaktadır.
Sağlık hizmeti, 4 Sağlık Ocağı tarafından verilmektedir.
İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır. Tütün, pamuk, zeytin üreticiliği ve seracılık yapılmaktadır. Dikili limanı, turizm açısından ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır. Temiz plajları, termal kaynaklarının zenginliği, iç ve dış turizm açısından önemlidir.
İlçede yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda Dikili'nin M.Ö.5000-4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu anlaşılmıştır. Ağıl Kale ve Kale Tepe ilk yerleşim merkezlerindendir. Arkeolojik bulgular sonucunda bu bölgede Akaların yaşadığı ve kente Aternagus denildiği ortaya çıkmıştır. İlkçağda Lidyalılar, İranlılar, Frikyalılar, Mysialılar ile Romalılar ve Bergamalılar Ortaçağda ise Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar Dikili'ye hakim olmuşlardır. Bu kadar çok uygarlığın yaşadığı Dikili; Aristo, Hermos, August, İskender gibi ünlü kişileri tarihi süreçte ağırlamış; Aterneus, Astria, Teutronia gibi kent ve siteleri topraklarında barındırmıştır.
Karaosmanoğullarının bölgede çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile "Dikmelik" adını alan ilçe, daha sonra "Dikili" diye isimlendirilmiştir.
Doğal güzellikleri açısından Merdivenli köyünde bir doğal göl, Demirtaş ve Deliktaş köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır.
İlçeye bağlı Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Dikili'nin tarihsel geçmişi oldukça eskilere gider. Antik yerleşim yeri Pitane'de elde edilen eserler Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Osmanlı döneminde II. Murat'ın ünlü Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı Kalesi'ni yeniden yaptırmıştır.
Merdivenli ve Denizköy'de bulunan krater gölleri ile mağaraları ve Madra Çayı'na dayanan ormanları ilçenin doğal zenginlikleri arasındadır.
Foça
Adını foklardan alan Foça, İzmir'in kuzeybatısında yer alan bir sahil ilçesidir. Batıda İzmir Körfezi, doğuda Menemen, kuzeyde Çandarlı Körfezi ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü, 205 Km² dir.
2000 yıl Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 36 107'dir. Bu nüfusun 14 604'ü ilçe merkezinde, 21 503'ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Foça'nın Bağarası, Gerenköy ve Yenifoça olmak üzere 3 beldesi ve 4 köyü bulunmaktadır.
Eğitim düzeyi yüksek olan ilçede okuryazarlılık oranı %99'dur. 12 ilköğretim, 3 orta öğretim kurumu bulunmakta; 3025 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 168 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçe'de sağlık kuruluşu olarak 1 Devlet Hastanesi, 1 adet 112 Acil Yardım İstasyonu, 5 adet Sağlık Ocağı, 1 adet Sağlık Evi bulunmaktadır.
Önemli bir arkeolojik tarihe sahip İlçe'de, 1953 yılında başlayan ve aralıklarla günümüze kadar devam eden kazılarda, Helenistik döneme ait tiyatro, Athena Tapınağı ve Kutsal Alanı, Kybele'ye ait olduğu düşünülen Liman Kutsal Alanı ile Foça'nın 7 km doğusunda Taş Ev olarak adlandırılan Pers Anıt Mezarı ortaya çıkarılmıştır.
PHOKAIA ANTİK KENTİ
Aiolia bölgesi içinde bir İon yerleşimidir. İ.Ö. 546 da bütün karşı direnmesine rağmen Pers egemenliğine giren Phokaialıların bir kısmı gemilere binerek kenti terk etmişlerdir. Helenistik devirde önce Seleukoslar'ın, daha sonra Bergama'daki Attalos krallığının idaresine geçen Phokaia, İ.Ö.133/132'de Roma yönetimine girer. Bizans yönetimi sırasında piskoposluk merkezi olan kent, 11. yüzyılda kısa bir süre Çakabey tarafından Türk egemenliğine alınmış, 1275'te kenti alan Cenevizliler, kentin dışında bir kale inşa ederek burayı müstahkem bir yer haline getirmiştir. Gemicilikte büyük bir üne sahip olan Phokaia birçok koloni kentinin kurucusu veya kuruluşunda ortaktır.
TAŞ EV
Foça'dan 7 kilometre uzaklıktaki Taş Ev Lidya-Likya geleneğinde olup Pers etkisinde kalınarak yapılmış ve M.Ö.4. yüzyıla tarihlenen bir mezar anıtıdır.
ŞEHİR SURLARI VE BEŞ KAPILAR
Antik Çağ'da kentin doğusundaki tepeler üzerinden geçen sular, Athena Tapınağı'nın bulunduğu yarımadayı da kuşatıyordu. Surların en iyi korunmuş bölümleri, yarımada üzerindeki Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemlerine ait onarımlardır. Beş Kapılar, Osmanlı Dönemi kalesinin kayıkhane bölümü olup, Kanuni Sultan Süleyman zamanında onarım görmüştür.
FATİH CAMİİ
Fatih Sultan Mehmet adına yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında restore edilmiştir.
ŞEYTAN HAMAMLARI
M.Ö. 5. yüzyılda kaya içine oyulan bu mezarın dört odası vardır.
İlçede, 150 yat ve tekne kapasitesine sahip bir rıhtım bulunmaktadır. Yenifoça Beldesinde bulunan balıkçı barınağı, 75 balıkçı teknesi kapasitelidir. İlçede, gemi ve teknelerin çekilip bakımının yapılabildiği 3 adet çekek ve bakım yeri bulunmaktadır.
Foça İlçesi, 1990 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. İlçenin geniş bir alanı sit kapsamı içerisindedir. İlçeye adını veren Fok Balıklarının korunması amacıyla Foça 1991 yılında Ulusal Fok Komitesi'nce pilot bölge seçilmiştir. Siren Kayalıkları fok balıklarının barınma ve üreme alanlarıdır.
Foça ilçesi ve Yenifoça beldesinde turizm önemli bir ekonomik sektör olmakla birlikte, diğer belde ve köylerde tarım ön plana geçmektedir. Ayrıca balıkçılık ve hayvancılık da ilçenin diğer ekonomik kaynaklarını oluşturmaktadır.
Gaziemir
Gaziemir, Büyükşehir sınırları içerisinde yer alır. Batısında ve kuzeyinde Konak, doğusunda Buca, güneyinde Menderes İlçesi ile çevrilidir.
İlçenin yüzölçümü 63 km2'dir. Köyü yoktur, 1 beldesi (Sarnıç) bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 87.692'dir. Bu nüfusun 70.035'i merkezde, 17.657'si Sarnıç beldesinde yaşamaktadır.
Gaziemir'de 15 İlköğretim Okulu, 6 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 18669 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 782 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, sağlık hizmetleri , 1 Semt Polikliniği, 6 Sağlık Ocağı, 2 Sağlık Evi ve 1 Verem Savaş Dispanseri tarafından verilmektedir.
Gaziemir, son yıllarda sanayinin ve ticaretin geliştiği bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Merkezde, Yeşillik caddesi üzerinde tekstil ve mobilya üretim imalathaneleri ve satış mağazaları yer alır. Sarnıç beldesi etrafında sanayi kuruluşları toplanır. İlçe merkezinde hızlı bir hipermarket gelişimi olmuştur. Gaziemir, sanayi ve ticaret gücü yanında, sahip olduğu üstün konut potansiyeliyle de önem kazanmıştır.
Uluslararası Adnan Menderes Havalimanı ve Ege Serbest Bölgesi, Gaziemir sınırları içerisinde yer almaktadır.
Güzelbahçe
Güzelbahçe, İzmir Körfezi'nin güneyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 15 km'dir. Doğusunda Narlıdere; batısında Urla; güneyinde Seferihisar ve Menderes ile çevrelidir.
İlçenin yüzölçümü 110 km2' dir. 1 beldesi (Yelki) ve 3 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 18.190'dır. Bu nüfusun 14.924'ü merkezde, 3.266'sı belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 9 İlköğretim Okulu, 6 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 5544 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 434 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 3 Sağlık Ocağı, 2 Sağlık Evi hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi genelde tarıma dayalıdır. Seracılık, çiçekçilik, narenciye, zeytincilik ve balıkçılık önemli gelir kaynağıdır.
Karaburun
İzmir-Çeşme karayolunun 55. Km.sinden ayrılan bir yolla, Gülbahçe, Balıklıova ve Mordoğan yerleşmelerinden sonra ulaşılan Karaburun ilçe merkezi, aynı adlı yarımadanın kuzeyinde yer alır. İzmir'e 100 Km uzaklıktadır.
İlçenin yüzölçümü, 484 km2'dir. 1 beldesi (Mordoğan) ve 13 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 13.446'dır. Bu nüfusun 2.932'si ilçe merkezinde; 10.514'ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Yaz döneminde, ilçe nüfusu önemli artış gösterir.
16 İlköğretim Okulu, 2 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 949 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 63 öğretmen görev yapmaktadır.
Karaburun 1415'te Osmanlı topraklarına katılmış; 19. yüzyılın sonunda Aydın Vilayetinin İzmir merkez ilçesine bağlı nahiye merkezi olmuştur. Daha sonra Çeşme ilçesine bağlı Ahırlı isminde bir bucak iken, 1910 yılında Çeşme ilçesinden ayrılarak ilçe haline getirilmiş ve ismi değiştirilerek Karaburun adı verilmiştir.
Karaburun yarımadası, 200'ün üzerinde kuş türü, Ada Martısı ve Akdeniz Foklarının yaşama ve üreme alanıdır. Nesli tükenmekte olan Akdeniz Foklarının ülkemizde Foça'dan sonra barındığı ender yerlerden biri de Karaburun kıyılarıdır.
Karaburun'un kıyıları güzel manzaralı koylarla bezenmiştir. Sıcağıbükü, Kumburnu, Çatalkaya, Mordoğan, Ardıç, Kaynarpınar, Boyabağı, Akbük, Eşendere, Saipaltı, Yeniliman Denizgiren, Eğriliman, Dikencik ve Gerence bu koyların başlıcalarıdır.
Karşıyaka
Karşıyaka, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Menemen; doğusunda Bornova ve Konak ; batısında Çiğli; güneyinde İzmir Körfezi ile çevrelenir.
Karşıyaka, 1865 yılında İzmir-Kasaba (Turgutlu) demiryolu hattının hizmete girmesi ve XIX.yy sonlarına doğru Konak'a vapur seferlerinin başlaması sonucunda, İzmir'in önemli bir yerleşim yeri olma yönünde hızlı bir gelişim sürecine girmiştir.
1927 yılında Bucak statüsü kazanan Karşıyaka, 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur.
İlçenin yüzölçümü 66 km2'dir. 2 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 438.430'dur.
İlçede 69 İlköğretim Okulu, 24 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 75692 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 3255 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 18 Sağlık Ocağı, 3 Ana Çocuk Sağlığı merkezi hizmet vermektedir.
Antikçağda İzmir'in kuruluş yeri olan Tepekule ören yeri Karşıyaka sınırları içerisindedir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın mezarı Karşıyaka'dadır.
Karşıyaka, XIX. yy sonlarından itibaren İzmir'in en seçkin yerleşim alanlarından olmuştur. Günümüzde de bu özelliğini sürdürmektedir.
Kemalpaşa
Kemalpaşa, İzmir'in doğusunda yer alır. Kuzeyinde Manisa; güneyinde Torbalı ve Bayındır; doğusunda Turgutlu; batısında Bornova ve Buca ilçeleri bulunmaktadır.
İlçenin yüzölçümü 655 km2'dir. Armutlu, Bağyurdu, Ören, Ulucak ve Yukarı Kızılca olmak üzere 5 beldesi ve 32 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 73.114'tür. Bu nüfusun 25.448'i merkezde, 47.666'sı belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 69 İlköğretim Okulu, 24 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 13069 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 650 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 9 Sağlık Ocağı, 8 Sağlık Evi, 2 SSK Dispanseri hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Son yıllarda sanayi alanında büyük gelişmeler yaşanmaktadır.
Kemalpaşa'nın doğal zenginliği olan Nif Dağı ile devamı niteliğindeki Spil Dağı ve Kemalpaşa-Torbalı yolu üzerindeki Hitit Karabel Anıtı görülebilir. Kaya anıtı Gediz havzasına geçit veren küçük bir boğazın üzerinde yer alır. Anadolu'nun en batısında bulunan kaya anıtının, kaya yüzeyi bir hayli derine inilerek düzleştirilmiş 2.32m boyutunda bir erkek betimi olup (ölmüş bir kral/prens), yüksek kabartma olarak gösterilmiştir. Sağa doğru yönelmiş kralın başında, sivri konik külah, dizleri açıkta bırakan kısa giysi, sivri uçlu pabuçlarıyla tipik Hitit kıyafetini taşımaktadır. İleri uzanmış sol elinde uzun bir mızrak tutmakta, sağ omuza geçirilmiş yayı bulunmaktadır. Karabel anıtı, büyük Hitit krallığına bağlı varlıklı yerel bir kralın, Orta Anadolu Hitit sanat ve geleneklerine teknik ve biçim açısından uygun, bölgedeki egemenlik ve gücünün ifadesi bir kaya kabartmasıdır.
Kemalpaşa ilçesindeki diğer tarihi ve turistik değerler Ulucak Höyük, Nemrut Höyük, Yenmiş Höyük, Nymphaeion (Kız Kulesi), Nif Kalesi ve Emet Bey Camiidir.
Turizm alanında da gelişmeler gösteren Kemalpaşa'da kurulan Alaş Kımız Üretme Çiftliği, Kazak Otağı, Orta Asya Türk Mutfağı ile ülkemizde bu alandaki ilk ve tek örnektir.
Kınık
Kınık , İzmir'in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 120 km'dir. Kuzeyinde ve batısında Bergama; doğusunda ve güneyinde Manisa ili topraklarıyla çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 436 km2'dir. 2 beldesi (Poyracık ve Yayakent) ve 29 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 32.109'dur. Bu nüfusun 13.136'sı merkezde, 18.978'i belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 38 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 4289 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 255 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 3 Sağlık ocağı, 9 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı hizmet vermektedir.
İlçenin ekonomik yapısı tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır.
İlçe adını Oğuz Türkleri'nin Bozoklar kolunun Kınık boyundan alır. 1306 yılında Karesi Beyliği ile Türk dönemi başlamış, 1345 tarihinden sonra Orhan Gazi zamanında Osmanlı yönetimine girmiştir. İlçede Yıldırım Beyazıt Camii, İbrahim Ağazede Camii ve altı kemerli Su Kemeri önemli yapılardır.
Kiraz
Kiraz İlçesi, (nüfusu 8955) olup İzmir'in doğu ucunda 125 km. mesafede kurulmuştur. Küçük Menderes'in sağladığı olanaklar nedeniyle antik çağlardan bu yana kışlık barınak yeri olarak en eski yerleşim birimlerin biridir. Şemsiler ve Karaburç köylerinde kral mezarları bulunmaktadır. Tarih boyunca M.Ö. 8. Yüzyıl'da İon'lular Kleos, Bizanslılar Kilos, M.S. 1300 yıllarında Türkler Keleş adını vermişlerdir. Daha sonra cumhuriyet döneminde Kiraz adını almıştır. İlçedeki tarihi eserler arasında Aydınoğlu camii, Suludere camii ve hamamı, Hisar kalesi ve Yağlar kalesi önemlidir. Bağları ve meyve bahçeleriyle ün yapmış Kiraz, önemli bağcılık ve tarım merkezidir.
Konak
Konak, Anakent sınırları içerisinde yer alan en büyük ilçedir. Kuzeyinde İzmir Körfezi ve Karşıyaka; doğusunda Bornova; güneyinde Buca ve Gaziemir; batısında Balçova İlçesi bulunmaktadır.
İlçenin yüzölçümü 69 Km2'dir. 2 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 782.309'dur.
İlçede 129 İlköğretim Okulu, 78 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 155462 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 7144 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 13 Hastane, 39 Sağlık Ocağı, 2 Sağlık Evi, 3 Verem Savaş Dispanseri, 7 Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezi bulunmaktadır.
Konak, İzmir'in yönetsel, sanatsal, kültürel ve ticari merkezidir.
9 Eylül 1922'de gönderine çekilen Bayrağımızla, yalnız İzmir'in değil, ülkemizin de kurtuluşunun simgesi olmuş Hükümet Konağı Konak Meydanı'ndadır.
Yapılışından günümüze bir buluşma noktası olan Saat Kulesi Konak Meydanı'ndadır.
Antik çağdan günümüze taşınmış eserlerle, Osmanlı döneminden kalan eserlerle, ama en çok Cumhuriyet Döneminin eserleriyle karakterize olur.
Konak, İzmir'in kültür, sanat ve eğlence merkezi olması nedeniyle yerli ve yabancı tüm turistlerin uğrak yeri durumundadır.
Menderes
Menderes, İzmir'in güneyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 20 km'dir. Kuzeyinde Gaziemir, Narlıdere, Güzelbahçe ve Konak; doğusunda Torbalı; batısında Seferihisar; güneyinde Selçuk ve Ege Denizi ile çevrelidir.
İlçenin yüzölçümü 775 km2'dir. Değirmendere, Görece, Gümüldür, Oğlananası, Özdere ve Tekeli olmak üzere 6 beldesi ve 20 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 73.002'dir. Bu nüfusun 16.792'si merkezde, 56.210'u belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 38 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 9694 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 470 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 9 Sağlık ocağı, 1 SSK Dispanseri hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisinde tarım ve hayvancılık önemli yer tutar. Arpa, buğday, pamuk, tütün, narenciye ve seracılık önemli gelir kaynağıdır. Son yıllarda çeşitli dallarda faaliyet gösteren sanayi kuruluşları kurulmuştur.
İzmir'in içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı ilçe sınırlarındadır.
Menderes'te Klaros, Notion ve Kolophon antik kent yerleşimleri bulunmaktadır.
İlçenin 40 km'lik sahil şeridinde birbirinden güzel kıyı, koy ve turistik tesisleri, turizmin gelişmesini sağlamaktadır.
Menemen
Menemen, İzmir'in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 28 km'dir. Kuzeyinde Aliağa ilçesi; doğusunda Manisa ili; batısında Foça; güneyinde Çiğli ve Karşıyaka ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 665 km2'dir. Asarlık, Emiralem, Harmandalı, Koyundere, Maltepe, Seyrek, Türkeli ve Ulukent olmak üzere 8 beldesi 27 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 114.457'dir. Bu nüfusun 46.079'u merkezde, 68.378'i belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 55 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 24558 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 372 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 SSK Dispanseri, 12 Sağlık Ocağı hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Özellikle kavun ve çilek üretimi yaygındır. İhracata yönelik deri ve deri mamullerinin üretildiği önemli bir merkezdir. Menemen daha çok çömlekleri, testileri, saksıları ve rengarenk desenli seramik ürünleriyle ünlüdür.
Narlıdere
Narlıdere, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Batısında Güzelbahçe, Doğusunda Balçova, güneyinde Menderes İlçesi, kuzeyinde İzmir Körfezi ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 63 km2'dir. Bağlı köyü ve beldesi bulunmamaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 54.107'dir.
İlçede 9 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 6829 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 372 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, sağlık hizmetleri , 3 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.
Narlıdere, prestijli konut alanlarının hızla geliştiği bir yerleşim yeri özelliği kazanmıştır. İlçede 1.500 civarında konut jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır.
Ödemiş
Ödemiş, İzmir'in güneydoğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 113 km'dir. Kuzeyinde Uşak ili; doğusunda Kiraz ve Beydağ; batısında Bayındır; güneyinde Aydın ili ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 1.079 km2'dir. Bademli, Birgi, Bozdağ, Çaylı, Kayaköy, Kaymakçı, Konaklı, Ovakent ve Zeytinlik olmak üzere 9 beldesi ve 75 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 128.259'dur. Bu nüfusun 61.896'sı merkezde, 66.363'si belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 100 İlköğretim Okulu, 15 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 18695 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 975 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 17 Sağlık ocağı, 28 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Hayvancılık önemli gelişme göstermiştir. Tarıma dayalı sanayi kuruluşları çoğalmaktadır.
Cumartesi günleri kurulan ve bölgenin önemli pazarlarından biri olan Ödemiş Pazarının El Sanatları Pazarı bölümünde, satışa sunulan, yöreye özgü dantel, iğne oyası, mekik oyası, kanaviçe ve ödemiş ipeği gibi el ürünleri yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.
Bir dönem Aydınoğlu Beyliği'ne başkentlik yapmış olan Birgi Ödemiş'in bir beldesidir. Birgi'de, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlılara ait çok sayıda eser bulunmaktadır. Ulu Camii, Aydınoğulları Camii, Karaoğlu Camii, Derviş Ağa Camii, Birgivi Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Çakırağa Konağı bu eserlerden bazılarıdır. Ödemiş Müzesi bölge tarihini yansıtan arkeolojik ve etnografik eserler bakımından zengindir.
Sultan Şah Türbesi
Türbe, Birgi'yi fetheden ve Aydınoğulları Beyliği'nin kurucusu olan Fatih Mehmet Bey'in kız kardeşi Hanzade Hatun'a aittir. Genel dolarak Sultan Şah denildiği gibi, Hatuniye Türbesi veya Hanzade Hatun Türbesi de denilmektedir.
Türbe Ulu Camii'nin güneyinde, bugün Birgi içinden geçmekte olan Gölcük ve Bozdağ köy yolu üzerinde yer almaktadır.
Taş ve tuğla ile yapılmış, altıgen prizmal gövdeli türbeler grubuna dahil olan türbe, bu plan uygulaması ile Aydınoğulları devri türbe yapıları içersinde özel bir yere sahiptir. Çünkü bu beyliğin diğer türbelerinde kare ve sekizgen gövde yaygındır. Altıgen gövde yalnız bu yapıda karşımıza çıkmaktadır.Türbe içinde taşla örülmüş bir mezar ve başında parçalanmış mermer kitabesi bulunmaktadır.
Birgivi Mehmet Efendi Medresesi
Ulu Cami karşısında yer alan medrese, 1554 yılında Padişah II. Selim'in hocası Birgili Ataullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Medresenin hocalığına getirilen Mehmet Efendi ömrünün sonuna kadar İslami ilimleri yaymış, çevresinde denge ve düzenin sağlanmasında etkili olmuştur. Bu nedenle kendisine Birgili anlamına gelen "Birgivi" lakabı verilmiştir.
Medrese 8m eninde, 19m boyunda dikdörtgen bir alana yayılmış olup, çok kubbeli bir yapıdır. Giriş revaklıdır. Revaklı girişin üzerini sekizgen kubbe kasnağına oturan üç yüksek kubbe örter. Medrese, kapıları revaklı girişe açılan ve her birini bir kubbenin örttüğü yedi odadan oluşmaktadır. Bigivi Mehmet Efendi Medresesi XVI. yüzyıl medreselerinin küçük ve tipik bir örneğidir.
Ödemiş Müzesi
Müze, idari bölümleri, teşhir salonu, kütüphane, sergi salonu, eser depoları, fotoğrafhane, atölye ve laboratuar gibi ünitelerden oluşmaktadır. 715 m_ genişliğinde olan teşhir salonu, arkeolojik ve etnoğrafik olmak üzere iki bölüm halinde tanzim olunmuş, mahalli eserleri için ayrı bir köşe açılmıştır.
Ulu Camii
1311-1312 yılında Aydınoğlu Mehmet
Bey tarafından yaptırılan Ulu Camii, duvarları kesme taşlarla örülü, kare planlı, beş nefli, sekiz sütunlu, ahşap tavanlı, kalın tuğla süslemeleri ve minaresi ile dikkat çekmektedir. Mihrap çifte kıvrık dallı, barok tarzı süslemelerle çevrili, firuze ve koyu mor renkli, geometrik yıldız ve geçmelerle süslü çinilerle kaplıdır. Minber ise Selçuklu süsleme sanatının en güzel örneklerinden olup, ceviz ağacından ve kündekari yöntemiyle yapılmış, tek bir çivi kullanılmamıştır.
Aydınoğulları Türbesi
Birgi ulu camiinin iç avlusunda, camiinin batısında yer alır. Giriş kapısındaki kitabeden hicri 734 yılında tamamlandığı yazılmaktadır. Kare planlı dört duvar üzerine sekizgen kasnaklı kubbesi vardır. Türbe içerisinde dört mezar bulunur. Mezar taşlarında sadece isimler vardır. Mezarları Aydınoğlu Mehmet Bey ve oğulları İsa, Bahadır ve Gazi Umur Beylere ait oldukları anlaşılmaktadır.
Çakırağa Konağı
Köprüden yolun karşı kıyısına geçtiğimizde Birgi'nin adını son yıllarda duyuran ikinci önemli yapıya, Çakırağa Konağı'na gidebiliriz. Uzun yıllar harap bir durumda kaldıktan sonra 90'lı yılların başında restore edilip müze haline getirilen Çakırağa Konağı Türk mimarisinde Osmanlı gündelik yaşamının anlaşılmasında önemli bir kaynaktır. Ahşap Türk evlerinin en güzel örneklerindendir. Konak, çiçeklerle bezeli bahçenin ucunda, yoldan görülmeyecek şekilde yüksek duvarlarla korunuyor.
1761 yılında zengin bir tüccar olan Çakıroğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan konak üç katlıdır. Alt katta taşlık, mutfak, ahır, misafir bekleme odası bulunur. İkinci kat kışlık olarak kullanıldığından daha korunaklıdır. Bütün odaların geniş bir sofaya baktığı konak, şömineyle ısıtılıyordu. Odalardaki duvar ve tavan süslemeleri kalem işleri, ahşap oymacılık kayda değerdir. Misafir odalarında yıkanma bölümleri vardır. Merdiven kapağını kaldırarak üçüncü kata çıkılıyor (yazlık kat). Daha aydınlık ve kalem işleri bakımından daha zengin olan katta, iki de duvar resmi vardır.
Çakıroğlu Mehmet Bey, biri İzmirli, diğeri İstanbullu iki hanımla evlenmiştir. Hanımlar memleket hasreti çekmesin diye, odaların duvarlarına İzmir ve İstanbul'un birer görüntüsünü yaptırmıştır. Resimler, hem kentlerin o günkü görüntülerini vermek açısından, hem de resim sanatı yönünden son derece önemlidir. İçi olduğu kadar dışı da çiçek ve motiflerle bezeli konak pek çok turistin ilgi odağı konumundadır.
Seferihisar
Seferihisar, İzmir'in batısında yer alır. İl merkezine uzaklığı 47 km'dir. Kuzeyde Urla, Doğuda Menderes, batı ve güneyde Ege Denizi ile çevrilidir.
İlçenin yüzölçümü 371 km2'dir. Doğanbey-Payamlı ve Ürkmez olmak üzere 2 beldesi ve 9 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 34.761'tür. Bu nüfusun 17.526'sı merkezde, 17.235'i belde ve köylerde yaşamaktadır.
Seferihisar'da 20 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 4245 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 261 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, sağlık hizmetleri , 4 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.
Seferihisar ekonomisinde tarım ağırlığını korumaktadır. İlçe toprakları, zeytinlikler ve narenciye bahçeleriyle kaplıdır. Son yıllarda seracılık gelişme göstermektedir.
Seferihisar yöresi, Antikçağ'da önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Yöredeki en önemli ören yeri Teos'tur.
TEOS
M.Ö. 1050-1000 yıllarında kurulmuş Teos, 12 İon kentinden biridir. Yolun hemen kenarındaki Dionysos Tapınağı M.Ö. 2.yy. başlarında Priene'li Hermogenes tarafından inşa edilmiştir. Anadolu'da Dionysos adına yapılan tapınakların en büyüğüdür. Roma imparatorluğu döneminde sıkça onarılmış ama yine de depremlerden çok zarar görmüştür. Kuzeybatıda, 500 m. ilerde Hellenistik surlar, tiyatro, akropolis ve gymnasion yer almaktadır.
LEBEDOS
Kısık adı ile bilinen yarımada üzerinde kurulan kent, 12 İon kentinden biri olup M.Ö.7. yüzyılda kurulmuştur. Efes'ten zorla getirilen kişilerin yerleştirildiği bu antik kent, hiç bir zaman etkin bir yaşama ulaşamamıştır. Ancak tarihte kenti adına para basan Polis'lerdendir. Antik kentten pek bir şey kalmamıştır. Limandaki Helenistik duvarlar Gymnasium ve arkasındaki tepenin yamaç ve üzerinde günümüze kadar varlığını koruyabilmiş tapınak terası ve konut kalıntılarına ait izler görülebilir.
Seferihisar, XIII. yüzyılda Selçukluların, XIV. yüzyılda Aydınoğulları ve Osmanlıların egemenliğinde kalmış, XV. yüzyılda bir süre Timur İmparatorluğu'nun yönetiminde kaldıktan sonra kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçmiştir. İlçe ve çevresinde Selçuklular ve Osmanlılar tarafından yaptırılmış eserlerin başlıcaları Koçibey Mescidi, Gözsüzler Mescidi, Turabiye Camii, Sığacık Camii, Ağa Camii, Yeni Camii ve Hıdırlık Camii'dir.
Selçuk
Selçuk İzmir'in güneyinde, İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alır. Kuzeyde Torbalı, Doğuda Tire, güneyde Germencik ve batıda Kuşadası ile çevrilidir. İl merkezine uzaklığı 74 km'dir.
İlçenin yüzölçümü 295 km2'dir. 1 beldesi (Belevi) ve 8 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 33.594'tür. Bu nüfusun 25.414'ü merkezde, 8.180'i belde ve köylerde yaşamaktadır.
Selçuk'ta; 14 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 5626 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 301 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.
İlçenin ekonomisi ağırlıklı olarak turizme dayalıdır. Bunun yanında tarım ve hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır.
Selçuk, Antikçağın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Selçuk'ta bulunan tarihi yapıların büyük bir bölümü ayaktadır. Efes ören yeri, Türk ve dünya turizmi açısından çok önemli bir merkezdir. Efes Arkeoloji Müzesi ülkemizin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında gelir.
Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk'tadır. Cami, hem avlulu Türk camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir.
Selçuk'ta Şirince Köyü, kırsal turizmin güzel bir örneğidir. Pamucak Plajı, kıyı turizminin çok daha gelişeceği bir alan olarak ortaya çıkmaktadır.
DEVE GÜREŞLERİ:
Selçuk'ta yıllardır, geleneksel yerel şenlik havasında yapılan deve güreşleri, Ocak ayı içerisinde yapılır ve kış aylarında Selçuk'a bir hareket getirir. Rengarenk süslenmiş develerin inatlaşmaları, kızgınlıkları ve güreşleri, farklı bir görsel şölendir.
ÇAMLIK LOKOMOTİF MÜZESİ:
Selçuk'tan Aydın yoluna girdiğinizde, 8 km sonra Çamlık köyünde ilginç bir açık hava müzesiyle karşılaşırsınız. Eski buharlı lokomotiflerin ve vagonların sergilendiği bu müze 70-80 sene önce çalışmış ama şimdi emekliye ayrılmış trenleri bize tanıtmaktadır.
SELÇUK KUŞ CENNETİ:
Selçuk Gevekirse Gölü Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası antik Efes kentinin kuzeyinde Efes ve Pamucak arasındaki 1000 hektarlık alanda bulunmaktadır. K.Menderes'in Pamucak kıyıları kuzeyinde denize döküldüğü bataklık kesimde birkaç küçük gölcüğün ve sazlıkların yer aldığı bu çevrede 30-40 tür kuş ve memeli hayvan yaşamaktadır. Bunlar arasında dalgıç, pelikan, çeşitli türde ördek, çulluk ve kınalı keklik gibi kuşların yanı sıra yaban domuzu, tilki, çakal gibi kara hayvanları vardır. Göçmen kuşlar için bir yuvalama yerinden çok bir konaklama ve barınma niteliğindedir.
PAMUCAK SAHİLİ:
Selçuk'a 9 km., antik Efes kentine 6 km. uzaklıktadır. Kumsalı 11 km. uzunluğundadır. Mavi Bayrak'a sahip kirlenmemiş denize ve altın sarısı kumsala sahiptir. Kamp yapmaya ve su sporlarına elverişlidir.
SELÇUK SU KEMERLERİ:
Selçuk ilçesi içindeki Bizans Dönemi kalıntılarından bir diğeri de Su Kemerleri'dir. Doğu yönünden gelip Ayasuluk Tepesi'ne doğru giden Bizans su yolunun kalıntılarını tren istasyonu çevresinde ve asfaltın iki tarafında görmek mümkündür. Restore edilmiş haliyle su kemerleri bugün Selçuk'un simgesi olan Leyleklerin barınma ve üreme yerleri olmuştur. Bir diğeri de Selçuk-Aydın karayolunun 6. Km.sindeki Gaius Sextillius Pollio Aquaduct'ü olarak tanınan ve Agustus Dönemi'nde yapılmış olan Su Kemeri'dir.
BELEVİ MAOSOLEUMU:
İzmir yolu üzerinde Selçuk'tan 13 km. uzaklıktaki yol kavşağının doğusunda, Belevi beldesinde bulunan bu anıt, dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Mausoleumu'ndan sonra Anadolu'nun en büyük ve en yüksek mezar anıtıdır.
Belevi Anıtı'nın bulunan parçalara göre 11.37 m. yüksekliğinde olduğu saptanan podium kısmı, yerli bir kayanın dört bir yanının güzel işlenmiş bloklarla kaplanmasından oluşmuştur. Kaya kütlesinin güneyi, içeriye doğru bir mezar odası halinde oyulmuş ve buraya halen Efes Müzesi'nde korunan lahit yerleştirilmişti. Podium üzerinde, her dört yüzünde sekizer sütunu olan Dor düzeninde bir peristasis yer alıyordu. Bulunan parçalara göre ikinci katın korniş düzeyine değin yüksekliği 11.32 metredir. Anıtın toplam yüksekliği, çatı olmaksızın yaklaşık 23 m. olup, çatının ne şekilde bittiği konusunda bilgi verecek parçalar bulunamamıştır.
Helenistik Çağ'a tarihlenmektedir. Ayrıca M.Ö. 246'da Efes'te ölen Seleukos kralı Antiokhos II'nin mezarı olduğu da ileri sürülür.
ÇETİN KÜLTÜR KÖYÜ:
Selçuk, Pamucak mevkiinde yer alan bu kültür köyünde geleneksel kıyafetler içerisinde Anadolu kültürünü yansıtan el yapımı karakterler sergilenmektedir.
Tire
Tire, İzmir'in doğusunda yer alır. Kuzeyinde Bayındır; doğusunda Ödemiş; batısında Selçuk ve Torbalı ilçeleri; güneyinde ise Aydın ili ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 784 k m2'dir. 1 beldesi (Gökçen) ve 64 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 78.025'tir. Bu nüfusun 42.988'i merkezde, 35.037'si belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 76 İlköğretim Okulu, 11 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 12135 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 659 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 SSK Hastanesi, 14 Poliklinik hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi tarım, ticaret ve sanayiye dayanmaktadır. Tarım ürünleri başta pamuk olmak üzere, buğday, arpa, tütün, susam ve her türle meyve, sebzedir. Arıcılık ilerlemiş durumdadır. Besi ve süt inekçiliği gelişmiştir. Tire Organize Sanayi Bölgesinin kurulması sonucunda, ilçede sanayi de önemli ivme kazanmış bulunmaktadır.
Tire, 1308 yılında Aydınoğulları Beyliğinin kurulmasıyla Türk egemenliği ile tanışmış, 1426 yılında ise Osmanlı yönetimine geçmiştir. Tire, Osmanlı tarihinde XV. yy'dan XVIII. yy'a kadar kullanılan Darphanede mangır (bakır) ve Akçe (gümüş) adı verilen paraların kesilmesi nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Tire Müzesinde, yörede bulunan arkeolojik ve etnografik görülmeye değer eserler sergilenmektedir.
Tire Müzesi
Arkeoloji Salonu :
M.Ö.3000-M.S.1453 yılına kadar olan eserlerden Prehistorik döneme ait gaga ağızlı kaplar, çakmak taşları, Klasik döneme ait boyalı kaplar, Helenistik döneme ait pişmiş toprak lahitler, mermer ve cam eserler, Roma dönemine ait mermer ve cam eserler, sikkeler, pişmiş toprak figürinler, altın, gümüş ve cam takılar sergilenmektedir.
Etnoğrafya Salonu :
Osmanlı'nın 18. ve 19. yüzyıla ait günlük yaşamını yansıtan mevlüt örtüsü, yağlık, baş örtüsü, uçkur, para ve saat keseleri, mendiller, kadın ve erkek giysileri bunların takıları sergilenmektedir. Bu eşyaların işlemelerinde renk ve motif bir bütün olarak ele alınmıştır. Çoğunlukla tabiattan bitki, çiçek ve hayvan motifleri pastel ve canlı renklerle; düz gergin, sırım, sarma, canfes, müşebbak, peset, atlas, dival nakış tekniği ile işlenmişlerdir.
Yine aynı salonda tekke malzemeleri ile savaş aletleri, Avrupa kökenli olup Batı Anadolu'da kullanılan seramikler ve pencere vitrayları yer almaktadır. Müzenin ön bahçesinde Roma dönemi yapı taşlarından sütun ve sütun başlıkları, mermer lahitler, pişmiş toprak erzak küpleri ile mezar stelleri, arka bahçesinde ise M.S. 7. ve 19. yüzyıla ait lahit mermer, Osmanlı mezar taşları ve kitabeler sergilenmektedir.
Yeni Camii : 1597 yılında Yeniçeri Kethüdası Behram Bey tarafından yaptırılmıştır. Kurtuluş Mahallesi'nde yer almaktadır. Cami, kesme taşlardan yapılmıştır. Tire'de tek örnektir.Nakkaş Kasımpaşalı Osman Bey tarafından yapılan kalem işleri ve mermer minberi Klasik Osmanlı Dönemi sanatının seçkin örneklerindendir.
Karahasan Camii: 1440 yılında Kara Hasan Bey tarafından yaptırılmıştır. Cumhuriyet Mahallesi'nde yer almaktadır. Önemli özelliği minaresinin darı koçanını andırmasıdır.
Yeşil İmaret Zaviyesi :
1426 Yılında Halil Yahşi Bey tarafından yapılmıştır. Aydınoğlu Caddesi'nde yer almaktadır. Kentteki ilk Osmanlı eseridir. Zaviyenin önemli özelliği Anadolu'da ibadet mekanlarının yarım kubbe ile büyütülen ilk örneği olmasıdır. Gerek iç süslemeler, gerekse abanoz ağacından yapılan tüm kapı kanatlarının dekorasyonu ve sırlı tuğlalı minaresi yapının belirgin özellikleridir.
İbni Melek Türbesi : Tire'nin yetiştirdiği büyük ad, Aydınoğullarının başkent kadısı ünlü tefsirci İbni Melek takma adlı İzzettin Ferişteye ait olan türbenin içinde, ayrıca Mevlana Nizameddin, İbni Melek oğlu Mehmet efendi ve Alaybey ailesinden Evliya Ali Efendi yatmaktadır.
Süleyman Şah Türbesi: ( Tire Emiri ) :Aydınoğulu Mehmet beyin oğlu Tire Emiri Süleyman Şah için1349 yılında yapılmıştır. Türbede, Süleyman Şah kardeşi Hızır Şah ve Süleyman Şah'ın eşi ile çocuğu yatmaktadır. Türbenin giriş kapısı mermer süslemeleri ve sülüs yazıyla yazılmış kitabesi oldukça güzeldir.
Torbalı
Torbalı, İzmir'in güneydoğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 45 km'dir. Kuzeyinde Kemalpaşa; doğusunda Tire ve Bayındır; batısında Menderes; güneyinde Selçuk ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 603 km2'dir. Ayrancılar, Çaybaşı, Karakuyu, Pancar, Subaşı ve Yazıbaşı olmak üzere 6 beldesi ve 34 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre toplam nüfusu 93.216'dır. Bu nüfusun 55.117'si merkezde, 35.037'si belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 54 İlköğretim Okulu, 10 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 19103 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 802 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 SSK Dispanseri, 10 Sağlık ocağı, 10 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem savaş Dispanseri hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisinde tarım çok önemli bir yer tutmaktadır. Seracılık, sebzecilik ve hayvancılık ileri düzeydedir.
Torbalı, İzmir'e 45 km uzunluğunda çift hatlı demiryolu ile bağlıdır. İzmir-Aydın otoyolu karayolu ulaşımı hızlandırmıştır. Adnan Menderes Havalimanı'na ve Ege Serbest Bölgesi'ne 30 km uzaklıktadır. Karabel üzerinden, Kemalpaşa - Ankara karayoluna bağlantısı vardır. Bu olanaklar, son yıllarda, ilçeyi sanayi yatırımları açısından önemli bir çekim noktası haline getirmiştir.
Torbalı tarihi kalıntılar açısından zengindir. İlçedeki Metropolis antik kenti önemli bir turistik merkezdir. Sultan Abdülhamit'in Seyir Köşkü, Osmanlı döneminin önemli eserlerindendir.
METROPOLİS
İzmir'in 45 km. doğusunda yeralan Torbalı'nın ilk yerleşim alanı, Torbalı Ovası'nın batısında Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerinde kurulan Metropolis antik kentidir. Ana Tanrıça Kenti anlamına gelen Metropolis'de Metter Galeria isimli Ana Tanrıça'ya ait kült mağarası, Uyuzdere'de Gallerion Dağı'nın eteklerinde bulunmuş. Yapılan kazılarda, ana tanrıça heykelcikleri, kabartmalı kaseler, kandiller, bilicilikte kullanılan aşık kemikleri ve adak eşyaları ortaya çıkarılmış.
Urla
Urla, İzmir il merkezine 35 km uzaklıktadır. Doğusunda Güzelbahçe ve Seferihisar; batısında Çeşme; kuzeybatısında Karaburun; kuzeyinde ve güneyinde Ege Denizi ile sınırlanmıştır.
Yüzölçümü 704 km2'dir. 16 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 49.269'dur. Bu nüfusun 36.759'u ilçe merkezinde, 12.690'ı köylerde yaşamaktadır.
İlçede 30 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 6764 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 441 öğretmen görev yapmaktadır.
Yüksek öğretim kurumları açısından zengin olan ilçede; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün Urla Yerleşkesi, Ege Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi, 9 Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu bulunmaktadır.
Doğa ve tarihin kucaklaştığı Urla'da yapılan arkeolojik araştırmalarda İskele Mahallesi'ndeki Limantepe Höyüğü'nün M.Ö. 6000 yıla tarihlenen bir merkez olduğu ortaya çıkarılmıştır. Buluntuların en önemlilerinden birisi de Liman olup, tarihte bilinen en eski limandır. Antik Klazomenai Kenti liman bölgesinde yer alır. Kent, Antikçağ'da özellikle zeytinyağı üretimiyle önemli bir ticaret merkezi olmuştur.
Urla, Aydınoğulları Beyliği ile 1330'lu yıllarda ilk kez Türk egemenliği ile tanışmış, XIV. yy. sonlarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Denizli Mahallesi Camii, Kamalı Camii, Sungurlular Camii, Hacı Turan Kapan Camii ve Fatih İbrahim Bey Camii ve Hacı Turan Şadırvanı XV. Ve XVI. yy'da yapılmış Türk eserleridir.
Urla kıyıları ve önündeki 12 ada ile İzmir Körfezi, en güzel şekilde Urla'nın Güvendik sırtlarından seyredilmektedir. Urla köyleri denildiğinde; tiyatrosu ve seraları ile ünlü Bademler Köyü, iç kısımda kalmasına karşın önemli ölçüde turist çekmeyi başaran Barbaros Köyü, kıyıdaki Özbek ve Balıklıova, Gülbahçe köyleri ilk akla gelenlerdir.
KLAZOMENAI-LİMANTEPE
12 İon kentinden biri olan Klazomenai antik kentin bir kısmı Urla kemik hastanesinin bulunduğu Karantina adası üzerindedir. Kent karantina adasının karşısındaki Limantepe'den batıdaki Ayyıldız ve Cankurtaran tepeleri eteklerine kadar yayılmaktadır. Yerleşimin klasik devre ait Nekropolü (mezarlık) Ayyıldız tepe ile Cankurtaran tepenin oluşturduğu zincirin batısında ve Klazomenai-Hypkremnos-Erythrai antik yolunun geçtiği bölgede yer almaktadır. Klazomenai antik kentinin prehistorik dönemi ile birlikte klasik dönemlerini de yansıtan Liman tepe Urla ilçesinde İskele mahallesinde, İzmir-Çeşmealtı yolu tarafından ikiye bölünmüştür.
Kazılar sonunda, Erken Tunç çağına tarihlenen Ege dünyasında koridorlu ev olarak tanımlanan, siyasi ve ekonomik otoriteyi temsil eden saray yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Yine aynı döneme ait, koruma yüksekliği 6 metreye ulaşan şehir suru, Orta Tunç Çağı'na tarihlenen yuvarlak tek mekanlı evler (oval ev) ile bilinen en eski zeytinyağı işliği ortaya çıkarılmıştır.
Klazomenai Zeytinyağı İşliği
Klazomenai işliği kendi dönemine ait küçük buluntularla birlikte açığa çıkarılmıştır. Bu buluntuların bize verdiği tarihlere göre Urla'da kazısı yapılmakta olan işlik, M.Ö.6. yüzyılın ilk yarısında kurulmuştur. Bu işlik, yüzyılın ortasında Persler'in Lydia ile birlikte İyon kentlerini ele geçirdikleri dönemde terk edilmiş; yüzyılın son çeyreği içinde yeni düzenlemelerle tekrar kullanılmıştır. Tüm yerleşmede de izlenebildiği gibi bu tesis, M.Ö.500 dolaylarında İonia ayaklanması sırasında bir daha terkedilmiş ve daha sonra kullanılmamıştır. M.Ö. 4. yüzyılda işliğin bulunduğu alan üzerinde inşa edilen büyük bir yapı için gerekli tesviye çalışmaları sırasında, kaya içine oyularak yapılan tesisin içi doldurulmuş, üzeri örtülmüş ve kayaya oyulmuş alt yapısı bu şekilde günümüze kadar korunup gelmiştir.
|