|
Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları (1683-1699), Osmanlılar'ın II. Viyana Kuşatması'nda başarısızlığa uğramasından cesaret alan bir grup Avrupa ülkesinin Kutsal İttifak adı altında birleşip Osmanlılar'a karşı giriştikleri, ve bu ülkelerin Macaristan ile Dalmaçya'da hâkimiyet kurup Balkanlar'daki Osmanlı hâkimiyetine büyük darbe vurmaları ile sonuçlanmış savaşlar dizisidir.
Osmanlı tarihinde Felaket Seneleri diye de geçer, yabancı kaynaklarda ise genelde Büyük Türk Savaşları olarak bahsedilir.
Savaşın nedenleri
Kanuni Sultan Süleyman'ın 1526 yılında Mohaç Savaşı'nı kazanarak Macar
Krallığı'nı yıkmasından sonra Macaristan'ın büyük bir bölümü 150 yılı
aşkın bir süreyle Osmanlı Devleti'nin elinde kalmıştı. Macaristan'ın
geri kalan bölümü ise Habsburglu Avusturya İmparatorluğu'nun elindeydi.
Katolik Avusturyalılar kendi yönetimleri altındaki Protestan Macarları
Katolikleştirme siyaseti güdüyorlardı. Avusturya'daki Protestan
Macarlar Tökeli İmre liderliğinde ayaklandılar, bazı bölgeleri ellerine
geçirerek Orta Macaristan'da bir krallık kurdular. Tökeli İmre
defalarca Osmanlılar'dan yardım istedi fakat isteği kabul edilmedi.
Sonunda Avusturya'yı yenerek şöhret kazanmak isteyen Sadrazam
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, IV. Mehmet'i Tökeli İmre'nin yardım
isteğini kabul etmeye ve Avusturya'ya savaş açmaya ikna etti.
II. Viyana Kuşatması
Osmanlı ordusu 1683'de Avusturya'ya karşı sefere çıktı. Ordunun yol
üstünde stratejik önemi bulunan kaleleri ele geçirmesi beklenirken Kara
Mustafa Paşa doğrudan Viyana'yı kuşatmaya karar verdi. Kuşatma iki ay
sürdü. Sadrazamın Yeniçerilerin kenti talan etmelerini önlemek için
kentin kendiliğinden teslim olmasını beklediği ve o yüzden taarruza
geçmediği bilinmektedir. Ayrıca Kırım hanı Murat Giray Tuna nehrinin
kuzeyinden gelen yardımı önlemekte etkisiz kaldı. Sonunda Lehistan
kralı III. Jan Sobieski 25.000 askerlik bir orduyla Viyana'nın
yardımına yetişti. İki ateş arasında kalan Osmanlı birlikleri ağır bir
yenilgi alarak Belgrad'a geri çekilmek zorunda kaldı.
Kutsal İttifak'ın kurulması
Papa XI. İnnocentius, ısrarlı çabalarıyla Lehistan kralı III. Jan
Sobieski'yi Viyana'nın yardımına koşmaya ikna edenlerin başında
geliyordu. Osmanlı ordusunun Viyana'dan geri püskürtülmesi üzerine XI.
İnnocentius bu sefer Osmanlılar'ın Macaristan'dan geri püskürtülmesi
için elinden geleni yaptı. Sobieski'nin hemen kuşatma sonrası "Geldik,
gördük ve Tanrı fethetti" mektubu Viyana'da atılmış olan ittifak
tohumunun Vatikan'a sıçramasına yetti, Papa bu savaşlar için
milyonlarca scudo harcamaktan çekinmedi.
İttifaka katılacak bir diğer ülke olan Venedik Cumhuriyeti'nde ise bazı
çevreler hükûmetin fazla barışçı davrandığını iddia ediyordu, özellikle
1669'da Girit'in kaybından sonra başıbozuk Venedik kuvvetlerinin
Osmanlı topraklarına akın düzenlemesi sonucu İstanbul'dan gelen
tazminat talebine hükümetin boyun eğmesi barış karşıtlarını
kızdırmıştı. Viyana'daki zafer ise barış karşıtlarınının elini daha çok
güçlendirdi.
Sobieski ve I. Leopold'ün İtalya'daki elçilerinin uzun uğraşları
sonucu, bu devletlerin ve Papa'nın temsilcileri 1684'te Linz'de bir
araya geldi. Sobieski ve Leopold, Venedik'in doğrudan Çanakkale'ye
taarruz etmesini istiyordu. Bu istek gerçekleşmese de sonunda 5 Mart
1684'te ittifaka Venedik katıldı. Avrupa'da bu üç ülkenin Balkanlar'a
üç koldan taarruz etmesi kararlaştırıldı.
Linz'de yapılan görüşmede Moskova ve Safevi Devleti ile de görüşme
yapılması istendi. O yıllarda Lehistan'da bulunan Nahcivan Katolik
piskoposu Dominiken Sebastian Knabb, İran şahı Süleyman Şah ile
Sobieski arasındaki temasları sağlıyordu. Papalık, İran ile birlikte
Etiyopya Hristiyanları'nın da kışkırtılarak Mısır'a taarruz etmesini
istiyordu. Ama Süleyman Şah da, Etiyopya Hristiyanları da ittifaka
katılmadı.
İttifakın kuzey cephesinde savaşması düşünülen Rusya ise başlarda aktif
olarak savaşa katılmadı, 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda yapılan
antlaşmaya sadık kaldı. Daha sonra ise 1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı'nı
başlatarak I. Petro önderliğinde 1687-1689 Kırım, 1695-1696 Azak
seferlerine girişti.
Sobieski, Papa'ya Hollanda ve İngiltere donanmalarının da Papalık
bayrağı altında bu sefere katılmaları çağrısı yaptı. Papa bu öneriyi
desteklemese de dinine bağlılığıyla bilinen Fransızların "Güneş Kral"ı
XIV. Louis'ye donanmasını ortak düşman üzerine göndermesi çağrısında
bulundu. Viyana Kuşatması öncesinde ve Kutsal İttifak süresince
Avrupa'da Osmanlı lehine tek dengeleyici unsur olan Fransa bu öneriyi
kabul etmedi.
Savaşlar
Kutsal İttifak daha fiilen kurulmamış olsa da, kuşatma ertesinde
Viyana'da toplanan İttifak güçleri kuşatmadan geri çekilen bitkin
Osmanlı-Macar kuvvetlerini yakalayıp onlara önemli bir darbe vurmak
amacıyla zaman kaybetmeden Osmanlı-Macar topraklarına saldırıya
geçtiler.
1683-1689 yılları arası savaşlar
2 Ekim 1683 günü Jan Sobieski ve Lorraine Dükü V. Charles
Macaristan'daki Haçlı birlikleri ve Türk savunma hatları hakkında bir
görüşme yaptılar ve saldırı bölgesinin neresi olacağına karar verdiler.
Asıl hedefleri olan Uyvar (Nove Zamky) yöresinin yağış nedeniyle
sularla kaplanması üzerine Ciğerdelen'e (Parkany) ilerlemeye karar
verdiler.
Ciğerdelen Savaşı
7 Ekim 1683 günü Ciğerdelen'de meydana gelen savaşta kale muhafızı Kara
Mehmet Paşa ilk saldırıya geçen Sobieski'nin kuvvetlerini başarıyla
püskürttü, Sobieski ve kurmayları esir alınma tehlikesi ile burun
buruna gelerek geri çekildiler. Ama iki gün sonra hemen arkada
konuşlanan ve sayıca Osmanlılar'dan üstün olan ittifak kuvvetleri büyük
bir taarruza geçti ve Osmanlı ordusuna büyük kayıp verdirerek bölgeyi
ele geçirdi.
Ciğerdelen Savaşı'nı takiben 1 Kasım'da Habsburg ordusu Estergon
Kalesi'ni kuşattı ve ele geçirdi. Bu süre zarfında Osmanlı tarafında
kuşatmada hata yapan komutanlar azlediliyor ve Merzifonlu Kara Mustafa
Paşa dağılan askerleri toplamaya çalışıyordu.
Dalmaçya'dan Budin'e
1684 yılında Venedik Kutsal İttifak'a katıldı ve Osmanlı Devleti'ne
savaş ilan etti. Peşinden Dalmaçya'da Vişgrad, Ayamavri gibi kaleleri
ele geçirdi. Dalmaçya'daki Venedik ilerleyişine Osmanlılar sadece Sing
zaferi ile cevap verebildi.
15 Temmuz 1684'te ise Habsburg ordusu Budin Kalesi'ni kuşattı. Kale
komutanı Kara Mehmet Paşa direnirken şehit oldu ve yerini Damat İbrahim
Paşa'ya bıraktı. Kendisine eski sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
tarafından "Şeytan" lakabı takılmış olan İbrahim Paşa huruç
hareketleriyle düşmanı yıpratarak geri çekilmeye zorladı ve 2 Kasım
günü Habsburg ordusu Budin'den çekildi. Bu başarı üzerine padişah IV.
Mehmet İbrahim Paşa'ya gönderdiği mektupta "şeytan" lakabını "melek"
olarak değiştirdiğini bildiriyordu.
19 Ağustos 1685'te Uyvar kalesi 50 günlük kuşatmanın ardından Habsburg
ordusu tarafından ele geçirildi ve 22 yıllık Osmanlı egemenliğinden
çıktı.
Bir sene sonra Haziran 1686'da Venedik ordusu Navarin Kalesi'ni işgal
edip bir süre dinlenmeye geçerken aynı ay Lorraine dükü V. Charles
komutasındaki Habsburg kuvvetleri Budin'e saldırdı. 70 yaşındaki son
Budin Beylerbeyi Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa 15 bin askeriyle on
sekiz düşman taarruzunu püskürttü.
Kuşatmanın üçüncü ayında 2 Eylül 1686 günü Kutsal İttifak birlikleri
altı koldan genel taarruza geçti. Abdurrahman Abdi Paşa şehit olana
kadar direndi ama şehrin düşmanın eline geçmesini engelleyemedi.
Budin'de Kanuni Sultan Süleyman ile başlayan Türk hâkimiyeti son buldu.
Bu da Osmanlı Devleti'nin Macaristan üzerindeki hâkimiyetini büyük
ölçüde kaybetmesine yol açtı.
Mohaç Savaşı
Her cephede ilerleyen Kutsal İttifak kuvvetleri 12 Ağustos 1687'de
Osmanlı ordusunu Mohaç Savaşı'nda mağlup etti ve Valpo, Posega gibi
kaleleri alarak ilerlemeye devam etti.Osmanlı cephesinde art arda gelen
yenilgiler giderek daha büyük endişelere yol açtı. Ağustos'taki Mohaç
yenilgisinden sonra ordu, padişahın "devlet işleriyle ilgilenmediği"
gerekçesiyle cepheyi bırakıp İstanbul'a yürüdü, "Avcı" lakaplı sultan
IV. Mehmet tahttan indirildi, yerine II. Süleyman geçirildi.
II. Süleyman ve II. Ahmet Dönemi
Osmanlı Devleti karmaşanın içerisindeyken Habsburg ordusu 1688 yılı
Eylül ayında Belgrad'ı ele geçirdi ve halkı katletti. Buna cevaben
Sultan II. Süleyman Avusturya seferine çıkarak Gladova ve Orşova
kalelerini aldı.
Viyana Barış Görüşmesi
II. Süleyman tahta geçtiğinde Zülfikâr Ağa isimli bir Osmanlı elçisi
hem padişahın cülusunu bildirmek, hem de olası barış görüşmelerine
katılmak amacıyla Viyana'ya gönderildi.
Zülfikâr Ağa Viyana'da saygıyla karşılandı, imparator I. Leopold'un
danışmanlarıyla görüştü ve 10 Şubat 1689 günü bir barış toplantısı
yapılmasına karar verildi.
10 Şubat'taki konferansa Zülfikâr Ağa ve yanındaki on kişilik Osmanlı
heyeti ile Venedik, Lehistan ve Avusturya temsilcileri katıldı.
Konferansta Venedik temsilcisi ülkesinin fethettiği yerler ile Eğriboz
ve Zanta adalarını isterken, Avusturya temsilci Temeşvar ve Arad'ı,
Lehistan temsilcisi ise Podolya'nın tamamını istediğini bildirdi.
Bu istekler karşısında Zülfikâr Ağa barış görüşmesinin
sonuçlanmayacağını anlamış ve Kutsal İttifak elçilerine alaycı bir
yanıtla cevap vermiştir.
Kırım Cephesi
Rus Çarlığı'nın 1686'da Kutsal İttifak'a katılıp Osmanlı Devleti'ne
savaş açması ile Kırım'da da bir cephe açıldı. Çar nâibi Sofia
Alekseyevna'nın başkanlık ettiği Boyar hükümetinin emriyle Rus ordusu,
1687 ve 1689'da Osmanlı Devleti'ne bağlı Kırım Tatar Hanlığı'nın
topraklarında iki büyük işgal harekâtı gerçekleştirdi.
Mayıs 1687'de Knez Vasily Golitsyn komutasındaki yaklaşık 100.000
kişilik Rus ordusu, Zaporozya ve Don Kozakları'nı yanına alarak Tatar
topraklarına yürüdü. Bu saldırıya hazırlanmış olan Tatarlar,
bozkırlarını terketmişler ve olası ganimetleri de yanlarına alıp
çekilmişlerdi. Bu belirsizlik üzerine Rus ordusu geri döndü.
1688'de ikinci bir seferin hazırlığı başladı. 1689'da bu defa 150 bin
kişiye sahip olan bir Rus ordusu güneye ilerledi. Karşılarına ilk çıkan
Tatarlar'ı püskürttüler ve 20 Mayıs'ta Tatarlar'ın kontrolündeki
Perekop kalesine ulaştılar. Uzun süren kuşatma sonucu Ruslar hiçbir
önemli başarı elde edemeyince kuşatma kaldırıldı. Başarısızlık üzerine
Sofia Alekseyevna hükûmeti düşürüldü ve bu tür seferlerin altından
kalkabilecek tek kişi olarak görünen I. Petro tahta geçirildi.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Seferleri
II. Viyana Kuşatması'nda Köprülü ailesinden Merzifonlu Kara Mustafa
Paşa'nın yenilmesi ve idam edilmesi, aynı aileden olan Fazıl Mustafa
Paşa'yı hırslandırmıştır. 1689'da sadrazam olan Fazıl Mustafa Paşa,
önce orduda yeniliklere gitmiş, başıbozuk askerleri cezalandırmış, daha
sonra Baruthane-i Amire'de gerekli düzenlemeyi yapıp, bütçeyi
denkleştirerek sefere çıkmıştır.
Avusturya ordusu 11 Temmuz 1690 günü Kanije Kalesi'ni ele geçirmişti.
Paşa'nın komutasındaki Osmanlı Ordusu, Kırım Hanı Selim Giray'ın
yardımcı kuvvetleriyle 21 Ağustos'ta Zernecht çarpışmasını kazandı.
Daha sonra Belgrad'a ulaşan Osmanlı ordusu, 8 Ekim 1690 günü Belgrad'ı
geri aldı. Savaş sırasında 15 bin, savaştan sonra ise 10 bin Avusturya
askeri öldürüldü.
Salankamen Savaşı
Avusturya seferindeki Fazıl Mustafa Paşa, Salankamen'de düşman
ordusuyla karşılaştı. Çok yoğun çarpışmalar sonucu Avusturya ordusunda
ilk dağılmalar başladı, bu arada Kırım Hanı'nın ordusu da Osmanlı
ordusunun yanında savaşmak için ilerliyordu. Tam savaş devam ederken
Paşa'nın alnına isabet eden bir kurşun sebebiyle ölmesi Osmanlı
hatlarının çözülmesine yol açtı. Osmanlı ordusunun bocaladığını gören
Habsburg kuvvetleri tam taarruza geçtiler. Kırım Hanı savaş yerine
geldiğinde dağılmış Osmanlı ordusuyla karşılaştı.
1692-1694 yılları
Sadrazam ve serdar-ı ekrem Fazıl Mustafa Paşa'nın ölmesi Osmanlı
ordularının gerilemesine ve Kutsal İttifak güçlerinin yeni
taarruzlarına neden oldu. 1692 ve 1693 yıllarında Lehler Tuna'ya inip
Kamaniçe ve Varat'ı aldılar. Venedikliler ise Dalmaçya'da ilerlediler
ve Gabella Kalesi'ni aldılar.
21 Eylül 1694 günü Venedikliler Sakız Adası'na asker çıkardı, ada
çatışma olmaksızın teslim edildi, çatışma yaşanmadığı için Müslüman
halka dokunulmadı ve adadaki Müslümanlar gemilerle Çeşme'ye nakledildi.
II. Mustafa Dönemi
1695'te tahta çıkan II. Mustafa döneminde Osmanlı cephesinde Mezomorto
Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının başarıları ve Amcazade
Hüseyin Paşa'nın çabaları göze çarparken, İttifak cephesinde ise Savoy
Prensi Eugen öne çıkar. Padişah II. Mustafa ise Avusturya seferlerinde
ordusunu başarıyla yönetmiş olmasına rağmen Zenta yenilgisi ile
ordusunu kaybetmiştir.
Venedik-Osmanlı deniz savaşları
9 Şubat 1695'te Mezomorto Hüseyin Paşa Koyun Adaları Deniz Savaşı ile
Sakız Adası çevresindeki Venedik ablukasını kaldırdı. Hemen peşinden,
18 Şubat'ta Osmanlı donanması, Sakız Adası'nı Venedikliler'den geri
aldı. Mezomorto Hüseyin Paşa kaptan-ı deryalığa, kaptan-ı derya
Amcazade Hüseyin Paşa ise Sakız Adası muhafızlığına getirildi.19 Eylül
1695'te Sakız ve İstanköy'ü vurmak üzere gelen 96 gemilik Venedik
donanması Midilli Adası'nın Zeytinburnu karşısında tekrar mağlup
edildi. Zeytinburnu Deniz Savaşı olarak anılan bu çarpışmada
Venedikliler'in on kalyonu battı ve Venedikliler Ege Denizi'nden
çekildi. 5 Temmuz 1697'de Bozcaada önlerine gelen Venedik Donanması,
Bozcaada Deniz Savaşı'nda tekrar yenilgiye uğratıldı.
Azak Çarpışmaları
1695 ve 1696 yıllarında Rusya, Çar I. Petro komutasında Osmanlılar'ın kontrolündeki Azak bölgesine iki sefer düzenledi.
1695 ilkbaharında I. Petro 31.000 asker ve 170 topla, Azak'taki 7.000
kişilik Osmanlı garnizonuna saldırmak için yola çıktı. Bu ordu sadece
kaleye saldıracak olan orduydu, bunun dışında Boris Sheremetev
komutasındaki 120.000 kişilik bir ordu da Kırım Hanlığı'ndan
gelebilecek bir saldırıyı önlemek için Dinyeper nehri kıyılarına
yerleştirilmişti.
7 Haziran'da kale kuşatıldı ama Kefe Beylerbeyi Murtaza Paşa ve Kırım
prensi Kaplan Giray'ın emrindeki Osmanlı ordularının direnişi yüzünden
bir sonuç elde edilemedi ve kuşatma kaldırıldı.
1695 sonlarında Rusya'da ikinci bir sefer hazırlığı başladı. İlkbahara
gelindiğinde kuşatmaya denizden yardımcı olacak, 2 ana muharebe gemisi,
4 alev gemisi ve 23 kadırgadan oluşan bir "Azak Filosu" inşa edildi.
Komutan Boris Sheremetev'in 75.000 kişilik süvari ordusu yeniden
Dinyeper kıyılarına yerleştirilirken, Aleksei Shein'in komutasındaki
75.000 kişilik ana kuvvet 23-26 Nisan tarihlerinde hem karadan hem de
Voronezh ve Don nehirleri üzerinden Azak Kalesi'ne doğru ilerledi. Çar
I. Petro ise kadırga filosundaydı, o da filosuyla 3 Mayıs'ta Azak'a
doğru hareket etti.
Azak Kalesi karadan ve denizden devamlı bombardıman edilirken 14
Temmuz'da Türk filosu bölgeye geldi, ama muharebede iki gemi kaybedince
savaştan çekildi. İlk kuşatmada zaten oldukça harap olan kaledeki
destek kuvvet alamayan Türk garnizonu 17 Temmuz günü Ukrayna ve Don
Kozakları'nın dış suru tamamen ele geçirmesine engel olamadı. Sonunda
19 Temmuz'da kale garnizonu teslim oldu.
II. Mustafa'nın Avusturya Seferleri
II. Mustafa, kendinden önceki padişahların yapmadığını yaparak,
ordusunun başında sefere çıkmak istiyordu.Aynı dönemlerde gelen
Mezomorto Hüseyin Paşa'nın başarıları ve ilk Azak direnişi de padişahı
yüreklendirmişti. Haziran 1695'te ilk seferine çıkan sultan II.
Mustafa'yı, Temeşvar'ı kuşatmak için bekleyen Habsburg ordusu komutanı
Kont Veterani ve Saksonya Elektörü I. Frederick Augustus bekliyordu.
Ordunun başına geçen Veterani, iki Osmanlı taarruzunu püskürttü, ama
üçüncü saldırıda yaralanıp öldü ve ordusu dağıldı, böylece 22 Eylül
günü Lugoş'ta (Lugoj) Avusturya ordusu mağlup edildi, Lugoş Kalesi de
fethedildi. 3 Ağustos 1696'da Frederik'in tekrar Temeşvar'a saldırması
üzerine ikinci seferine çıkan II. Mustafa, 27 Ağustos'ta Ulaş'ta
(Olasch) Habsburg ordusunu tekrar yenilgiye uğrattı.
Bu sırada Avusturya uzun süredir içinde bulunduğu ve Fransa'ya karşı
savaştığı 9 Yıl Savaşları'nı 1697'de bitirmiş ve Osmanlı Devleti'ne
barış teklifi götürmüştü. Bu sırada ölen Jan III. Sobieski'nin yerine
Lehistan tahtına Saksonya Elektörü Frederick geçmiş, onun yerine, yani
Avusturya ordusunun başına ise Fransız asıllı başarılı komutan Savoylu
Eugene getirilmişti. II. Mustafa da barış teklifini reddetmiş,
Avusturya'ya üçüncü sefer için hazırlıkları başlatmıştı.
13 Nisan 1697'de Edirne Sarayı'ndaki Arz Odası'nın önüne tuğlar
dikildi. 18 Nisan'da Sultan II. Mustafa 100.000 kişilik bir kuvvetle
üçüncü seferine çıktı. Yol üzerinde, Avusturyalılar'ın Bihke Kalesi
önünde bozguna uğradığı ve Hersek'te Venedikliler'in çekildiği
haberleri ordunun moralini yükseltti.
11 Ağustos'ta Belgrad'a ulaşan padişah, komutanlarını alarak 12
Ağustos'ta bir harp meclisi topladı. Mecliste iki görüş ortaya çıktı:
ya Sava üzerinden Varadin'e geçilecek, ya da Tisa'dan karşıya
geçilecekti. Amcazade Hüseyin Paşa "Üç keredir sefer yapıp düşmandan
bir karış toprak almadan evinize dönüyorsunuz. Eğer yeterince
teçhizatınız varsa Varadin'i muhasara ediniz" diye görüş belirtti. Ama
bu görüş kabul görmedi.
Daha sonra Temeşvar muhafızı Cafer Paşa ordugâha geldi ve meclise
katıldı. Cafer Paşa da Titel Kalesi'nin bulunduğu yerden Zenta yönünde
gidilmesi ve Macar topraklarında büyük çaplı operasyon
gerçekleştirildikten sonra, en son, Varadin'e geçilmesi yönünde görüş
belirtti. Amcazade Hüseyin Paşa ve Anadolu Beylerbeyi Mısırlızade
İbrahim Paşa bu planı tehlikeli buldularsa da Cafer Paşa'nın II.
Mustafa ile önceden beri var olan yakın ilişkileri nedeniyle Zenta
yönünde gidilmesine karar verildi
Zenta Savaşı
Osmanlı ordusu ilerlerken Prens Eugen Varadin'e çekilmişti. Sadrazam
Elmas Mehmed Paşa Avusturyalılar buraya daha yeni yerleşirken hemen
saldırma teklifinde bulundu ama teklif kabul edilmedi. Osmanlılar'ın
Tisza yönünde ilerlediğini duyan Eugene hızla Tisza'ya yöneldi, burada
Osmanlı ordusunun büyük kısmı köprüden geçmemişti. Eugen'in geldiği
haberi alınınca geçiş hızlandı ama bu yeterli olmadı, kurulan köprü
aşırı yük almış ve dayanıksızlaşmış, yer yer de parçalanmıştı. Sonunda
çarpışma başladı, nehri geçemeyen Osmanlı ordusu mevzi almaya karar
verdi, bu ise Avusturya topçusunun karşı kıyıları hiçbir karşılık
almadan bombalamasına yol açtı. Sonunda ordu otuz bin kayıp vererek
dağıldı. Veziriazam Elmas Mehmed Paşa şehit oldu. Fikirlerinin
doğruluğu anlaşılan Amcazade Hüseyin Paşa ise sadrazamlığa getirildi.
Zenta Savaşı Kutsal İttifak Savaşları'nın son önemli çarpışmasıdır.
Sonuçlar
1698 yılında İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğunda, Avrupa'da
savaşan devletlerin delegelerinin Macaristan'ın Karlofça kasabasında
toplanıp anlaşması uygun görüldü.
Zenta Savaşı'ndan sonra son Osmanlı kuvvetleri de dağılmış, Habsburg
orduları Macaristan şehirlerini ve buradaki Osmanlı kale ve
tahkimatlarını ele geçirmişti. Bu şehirlerdeki Osmanlı garnizon
kuvvetleri ve Müslüman halk düşmana direnememiş, çoğunlukla yok
edilmişti. Rusya hedefi olan Azak ve çevresini 1696'dan beri elinde
tutuyor, Venedikliler Dalmaçya kıyılarında hâkimiyet kurmuş, Leh
orduları ise Podolya'yı işgal etmişti.
Ateş gücü yüksek Kutsal ittifak orduları hızlı hareket edip kendilerine
yakın olan Osmanlı noktalarına hızlı akınlar düzenlerken, sefere çıkmak
için İstanbul'dan büyük ordularla hareket etmek zorunda olan Osmanlı
ordusu zayıf ve hantal yapısıyla yenilgiye mahkûm olmuştu.
Osmanlı tarafında son umut olan II. Mustafa'nın Avusturya seferleri
başarısız olunca padişah savaşlarla ilgilenmeyi bırakmıştı. Bu yüzden
yenilginin nedenleri ve sonuçları iyi tahlil edilememiş, bu savaşlar
sonrasında herhangi bir yenilik hareketi görülmemiştir.
Karlofça Barış Antlaşması
Osmanlı Devleti ve Avusturya, Lehistan, Venedik, ve Rus Çarlığı
arasında başlayan görüşmeler iki ay sürdü. Sonunda 26 Ocak 1699 günü
Karlofça Barış Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre Avusturya;
Macaristan ve Transilvanya(Erdel)'nın büyük kısmını aldı. Lehistan
Podolya'yı, Venedik ise Dalmaçya kıyıları ile Mora Yarımadasını almış
oluyordu.
Antlaşma özellikle Balkanlar ve Orta Avrupa'daki Osmanlı üstünlüğünün
sona erip Habsburg üstünlüğünün başladığının işareti habercisi oldu.
İstanbul Antlaşması
Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı 1700 yılında İstanbul Antlaşması adında
ayrı bir antlaşma imzaladılar. Antlaşmaya göre Azak Kalesi ve
çevresinin Rusya'da kalması Osmanlılar tarafından kabul edildi.
Azak'ın alınması Rusya'da uzun süren savaşa ve kayıplara bakıldığında
küçük bir kazanç gibi görünse de ileride Rusya'nın bir donanma gücüne
dönüşmesinde çok önemli bir etken oldu ve Karlofça ile İstanbul
antlaşmalarında Rusya'nın elinde önemli bir koz oldu. Azak'ta bir deniz
üssü kuran Petro, bunu da yeterli gömeyip Taganrog'da yeni bir üs kurdu
ve Rus Karadeniz Donanması'nın temellerini attı. Yine de Kırım'da devam
eden Osmanlı hâkimiyeti yüzünden Azak, o yıllarda Rusya'nın Karadeniz'e
tam açılımını sağlayamadı.
Azak'ın alınması ve bunun Osmanlılar tarafından kabul edilmesi
sayesinde, I. Petro Osmanlı cephesini kapatıp, ilgisini Baltık
Denizi'ne yöneltti ve kuzeyde İsveç ile savaş başlattı.
Savaşların kronolojisi
* 1683 - Viyana'da toplanan Kutsal İttifak Osmanlı topraklarına
saldırıya geçti. Tuna üzerinde yapılan Ciğerdelen Savaşı'nda Kara
Mehmet Paşa Sobieski'nin ordusunu durdurdu, fakat arkadan gelen
kalabalık orduya yenildi (7 Ekim). Habsburg ordusu Estergon Kalesi'ni
ele geçirdi (Kasım).
* 1684 - Venedikliler Osmanlı Devleti'ne savaş ilan ettiler,
Vişgrad, Ayamavri ve Dalmaçya'da bir çok kale Venedikliler'in eline
geçti (Haziran-Eylül).
* 1685 - Osmanlı Ordusu Venediklilere karşı Dalmaçya'da Sing Zaferi'ni kazandı (Nisan).Uyvar Kalesi kaybedildi (Ağustos).
* 1686 Venedikliler Navarin Kalesi'ni işgal ettiler (Haziran).
Lorraine Dükü V. Charles komutasındaki ittifak güçleri Budin'e saldırdı
(Eylül). Budin kalesi Habsburglar'ın eline geçti. Macaristan'da Osmanlı
hâkimiyeti kayboldu.
* 1687 - Mohaç Savaşı'nda Osmanlı ordusu 20 bin kayıp vererek
yenildi (12 Ağustos). Valpo, Posega gibi 15 kale düşmana teslim edildi.
Venedikliler Atina'yı zaptetti (Eylül). Sultan IV. Mehmet tahttan
indirildi, yerine II. Süleyman geçti (8 Kasım). Habsburg ordusu Eğri
kalesi'ni fethetti (Kasım).
* 1688 - İstolni Belgrad kalesi elden çıktı (Eylül). Belgrad'ı
kuşatan Habsburg ordusu kaleyi ele geçirdi, kaçmaya çalışan halk
kılıçtan geçirildi.
* 1689 - Sultan II. Süleyman Avusturya seferine çıktı (Haziran). Sultanın komutasında Gladova ve Orşova kaleleri alındı.
* 1690 - Kırım Hanı Selim Giray Rumeli'yi düşman istilasından
temizledi ve Edirne'ye geldi (Şubat). Kanije kalesi düşman eline geçti
(Temmuz). Erdel'de Avusturyalılara karşı Zernecht zaferi kazanıldı
(Ağustos). Sadrazam Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu
Belgrad'ı geri aldı. (8 Ekim).
* 1691 - Avlonya kalesi Venedikliler'den geri alındı (Mart). II.
Süleyman öldü ve yerine II. Ahmet geçti (22 Haziran). Avusturya
seferindeki Fazıl Mustafa Paşa, Salankamen'de düşman ordularına yenildi
ve savaş meydanında öldü (19 Ağustos).
* 1694 - Venedikliler Sakız Adası'na asker çıkardı, ada çatışma olmaksızın teslim edildi (21 Eylül).
* 1695 - II. Ahmet öldü ve yerine II. Mustafa tahta geçti (6
Şubat).Kaptan-ı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa Koyun Adaları Deniz Savaşı
ile Sakız Adası çevresindeki Venedik ablukasını kaldırdı (9 Şubat). 18
Şubat'ta da Sakız Adası'nı Venediklilerden geri aldı. Takip edilen
Venedik Donanması Zeytinburnu Savaşı'nda tekrar yenildi ve Venedikliler
Ege Denizi'nden çekildi (18 Eylül). Haziran'da ilk seferine çıkan
sultan II. Mustafa Lugoş'ta Kont Veterani komutasındaki Avusturya
ordusu'nu mağlup etti, Lugoş Kalesi'ni fethetti (22 Eylül). Kefe
Beylerbeyi Murtaza Paşa ve Kaplan Giray Azak Kalesi'ni Rus
kuşatmasından kurtardı (13 Ekim).
* 1696 - Rus ordusu harap haldeki Azak Kalesi'ne saldırdı ve ele
geçirdi (6 Ağustos). II. Mustafa, ikinci seferinde Avusturya ordusunu
Olaş'ta yenilgiye uğrattı. (27 Ağustos).
* 1697 - Mezomorto Hüseyin Paşa Bozcaada'da düşmanı tekrar
yenilgiye uğrattı (5 Temmuz). II. Mustafa komutasında üçüncü kez sefere
çıkan Osmanlı ordusu Zenta Savaşı'nda Savoylu Prens Eugene'in
kuvvetlerine yenildi. Veziriazam Elmas Mehmed Paşa şehit oldu (Eylül).
* 1698 - İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğunda Avrupa'da
savaşan devletlerin delegelerinin Macaristan'ın Karlofça kasabasında
toplanıp anlaşması uygun görüldü.
|