|
Akkoyunlular, 15. yüzyılda kurulmuş bir Türkmen devletidir. Horasan'dan Fırat Irmağı'na ve Kafkas Dağları'ndan Umman Denizi'ne kadar uzanan topraklarda egemen olmuşlardır. Akkoyunlular Oğuzların Üçok kolunun Bayındır boyundan geliyordu.
Türkmen boylarından oluşan Akkoyunlular, 14. yüzyılda Diyarbakır
yöresini yurt edindiler ve devlet kurmadan önce de bölgede etkili
oldular. 1340'tan sonra Tur Ali Bey'in önderliğinde Anadolu, Suriye ve
Irak içlerine akınlar düzenlediler. Trabzon İmparatorluğu topraklarını
yağmaladılar. Trabzon imparatoru bu saldırılardan korunmak için kızını
Tur Ali Bey'in oğlu Kutlu Bey’le evlendirdi. Akkoyunlu Devleti’nin
kurucusu, Kutlu Bey'in küçük oğlu Kara Yülük Osman Bey’dir. 1398'de
Kadı Burhaneddin'i yenerek öldüren Kara Yülük Osman Bey, daha sonra
Memlûk sultanının hizmetine girdi. 1400'de Timur'un Anadolu’ya girişine
destek verdi ve bu hizmetine karşılık Malatya'yı, 1402'de Ankara
Savaşı'ndaki desteğine karşılık da Diyarbakır bölgesini aldı. 1403'te
de Diyarbakır'da hükümdarlığını ilan etti. Osman Bey 1435'te
Karakoyunlular'a karşı savaşırken öldü.
Kara Yülük Osman Bey'in ölümünden sonra, oğulları arasında iktidar
kavgası başladı ve Akkoyunlu Devleti eski gücünü yitirdi. Kara Yülük
Osman Bey’in torunu Uzun Hasan, 1453'te Diyarbakır'ı ele geçirerek
iktidar kavgalarına son verdi. Akkoyunlu Devleti’ni, sınırları doğuda
Horasan'dan batıda Fırat Irmağı'na, kuzeyde Kafkaslar'dan güneyde Umman
Denizi'ne kadar uzanan bir imparatorluğa dönüştürdü. Karakoyunluları
yenerek ortadan kaldırdı ve başkenti Diyarbakır'dan İran’daki Tebriz'e
taşıdı.
Sınırlarını genişletmesi ve bu denli güçlenmesi Uzun Hasan’ı
Osmanlılar'la karşı karşıya getirdi. Akkoyunlular ile Osmanlılar
arasındaki çatışmalar, Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon İmparatorluğu
üzerine yaptığı sefer sırasında başladı. Uzun Hasan da Trabzon
imparatorunun kızıyla evliydi ve Osmanlı ordusunu durdurmak için
Trabzon'a kuvvet gönderdi. Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı
ordusu bu kuvvetlere yenildi. Fatih, 1461'de Trabzon'u aldıktan sonra
Akkoyunluların üzerine sefere çıktı. Uzun Hasan 1473'teki Otlukbeli
Savaşı'nda Fatih karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu yenilgiden
sonra topraklarındaki siyasal ve askeri gücünü büyük ölçüde yitirdi.
Uzun Hasan’ın 1478'de ölmesinden sonra oğulları arasında başlayan taht
kavgaları Akkoyunlu Devleti’ni iyice zayıflattı. Sonunda Akkoyunlu
Devleti, Safevi hükümdarı Şah İsmail tarafından 1507'de ortadan
kaldırıldı.
Devlet yönetimi
Akkoyunlu ülkesi hükümdar ailesinin ortak mülkü sayılırdı. Hükümdarlar
uluğ bey ya da han unvanıyla anılırdı. Akkoyunlu bey ve şehzadeleri,
hükümdara bağlı kalmak koşuluyla, kendilerine bırakılan illeri yarı
bağımsız olarak yönetirlerdi.
Merkezi devlet işleri başkentteki Büyük Divan'da görüşülür ve karara
bağlanırdı. Sahib denen vezirler, hanedandan büyük boyların beyleri ve
kazasker Büyük Divan'ın doğal üyesiydiler. Bu divana bağlı Esraf
Divanları ise çeşitli devlet işlerinin yürütülmesinden sorumluydu.
Ayrıca illerde birer küçük divan bulunurdu. İllerde hukuk işlerine
kadılar, din işlerine de müftüler bakardı. Uzun Hasan devlet
yönetiminde ve askeri örgütlenmede Osmanlı sistemini örnek almıştı.
Kasaba ve köylerden devşirilen piyade azapları, illerdeki beylerin
emrinde toprağa bağlı tımarlı sipahiler ve göçer Türkmen boylarından
toplanan atlı askerler, savaş zamanında orduyu oluştururdu. Hasan
Padişah olarak da anılan Uzun Hasan, Hasan Padişah Kanunları adıyla
bilinen, devlet yönetimiyle ilgili yasalar koymuştu.
Akkoyunlu hükümdarları bilginleri ve sanatçıları korumuştur. Ali Kuşçu,
Celaleddin Devvani ve İsa Savcı gibi bilginler, bu dönemde önemli
yapıtlar vermişlerdir. Başta Diyarbakır ve Mardin olmak üzere Ahlat,
Hasankeyf, Erzincan, Bayburt köyleri ve Hasankale'de Akkoyunlulardan
birçok cami, türbe, medrese, kale, kale surları ve yazıt kalmıştır.
Bunlardan Diyarbakır'daki Şeyh Matar ve Şeyh Safa camileri, Mardin'deki
Sultan Kasım Medresesi ve Ahlat'taki Emir Bayındır Camisi ile kümbeti
önemlidir. Müslüman olmadan önce koyun totemine bağlı olan
Akkoyunlular, İslam dinini benimsedikten sonra da bu toteme
bağlılıklarını sürdürerek bayraklarını ve mezar taşlarını koyun
resimleriyle süslemişlerdir.
|