|
Büyük Selçuklu Devleti, Selçuklu hanedanının kurduğu ilk devlettir.Selçuk isminin Salcık'dan geldiği sanılmaktadır.Küçük Sal anlamındadır.Daha sonra Selçuk olarak dönüşmüştür.Göçebe Türklerde bozkırdaki ırmakları geçiş büyük önem arzediyordu.Oğuznamede salı keşfeden kişi boyun önemli bir atası sayılmaktadır.
Hanedanın atası olan Selçuk Bey tarafından temeli atılan bu devlet
Bağdat'ı kendine başkent yaparak Abbasi halifesinin koruyucusu konumuna
erişti. 1092 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah'ın ölümünden sonra
bölünmeye uğradı. Selçuklular tarafından kurulan diğer devletler Kirman
Selçuklu Devleti, Irak Selçuklu Devleti, Suriye Selçuklu Devleti ve
Anadolu Selçuklu Devleti'dir. 1038-1157 arasında hüküm süren Büyük
Selçuklular, en güçlü oldukları dönemde Harezm, Horasan, İran, Irak,
Suriye, Arap Yarımadası ve Doğu Anadolu'ya egemen olmuş bir Türk
devletidir. Kapladıkları alan doğuda Balkaş ve Issık Gölleri, Tarım
Havzası; batıda Ege ve Akdeniz sahilleri , kuzeyde Aral Gölü, Hazar
Denizi , Kafkasya, Karadeniz; güneyde Arabistan dahil Umman Denizi'ne
kadar ulaşıyordu (10.000.000 km2).
Kuruluş
Selçuklu hanedanına adını veren Selçuk Bey'in başkanı olduğu Kınık boyu
Orta Asya'daki Oğuz boylarından biriydi. Selçuk Bey Hazar
İmparatorluğunda subaşı(Ordu komutanı) görevinde idi. Selçuk Bey
giriştiği taht mücadelesini kaybedince 10. yüzyılın ikinci yarısında
ailesi ve ordusu ile birlikte İran yönüne göç ettiler. Bu göçebe
topluluk Karahanlılara ve Samanilere savaşlarda asker vererek
karşılığında geniş otlaklar elde etti. Burada müslümanlığı
benimsedikten sonra Samaniler Devletinin yönetiminde söz sahibi oldu.
Samaniler Devleti yıkılınca Selçuk Bey, Müslüman halkıyla birlikte
Horosan bölgesine yerleşti. Selçuk Bey'in 1009'da ölümünden sonra daha
da güneye indiler.
Selçuk Bey'in oğlu Arslan Bey'in yönetiminde, Karahanlıları ve
Gaznelileri endişelendirecek kadar güçlendiler. Arslan Bey'in
Gaznelilerce tutuklanması ve 1032'de ölmesinden sonra, Selçuk Bey'in
torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey bağımsızlıklarını elde etmeye
giriştiler. Selçukluların teşkilatlı devlet düzenine girmesi bu
döneminde oldu. Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey'di. Selçuklular
1035'te büyük bir Gazneli ordusunu yenerek Horasan içlerine doğru
ilerlediler. 1037'de de, bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv kentini
ele geçirdiler. 1038'de Gaznelileri ikinci kez yendiler ve Nişabur
kentine girerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tuğrul Bey sultan
sanıyla hükümdar ilan edildi ve Büyük Selçuklu Devleti de böylece
kurulmuş oldu.
Hükümdarları
* Selçuk Bey 1000–1038
* Tuğrul Bey 1037-1063
* Alp Arslan 1063-1072
* Melikşah 1072-1092
* I. Mahmud (Selçuklu) 1092-1093
* Berkyaruk 1093-1104
* Müizzeddin Melikşah 1105
* Mehmed Tapar 1105-1118
* II. Mahmud (Selçuklu) 1118-1131
* Ahmed Sencer 1131-1157
Devletin genişlemesi ve yıkılması
Dandanakan ve Pasinler savaşları ve sonrası
Gazneli I. Mesut, Büyük Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırmak amacıyla
güçlü bir orduyla Selçuklu topraklarına girdi. Gazneli ve Büyük
Selçuklu orduları, Merv yakınlarında Dandanakan denen yerde
karşılaştılar. Mayıs 1040’ta yapılan Dandanakan Savaşı'nda, Büyük
Selçuklular Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan
sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin Harezm ve Horasan'da varlığı kesinlik
kazandı. Tuğrul Bey, bu savaşın ardından giriştiği fetihlerle bütün
İran'ı denetimi altına aldı. Büyük Selçuklu sınırları, batıda Bizans,
güneybatıda Büveyhiler, kuzeybatıda Gürcistan topraklarına dayandı. 18
Eylül 1048'de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası'nda birleşik
Bizans-Gürcü ordusuyla yaptığı Pasinler Savaşı'nı kazanan Büyük
Selçuklular, Doğu Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar.
İslam dünyasının dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde
Bağdat'ı elinde tutan Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı. Tuğrul
Bey, Halife Kâim'in çağrısı üzerine 1055'te Bağdat'a girdi ve
Büveyhileri halifeliğin merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük
Selçukluların İslam dünyasındaki itibarı arttı.
Alp Arslan ve Melikşah Dönemleri
Tuğrul Bey 1063'te ölünce kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Alp Arslan tahta
geçti. Alp Arslan Büyük Selçuklu topraklarını daha da genişletti.
1071'de Malazgirt Savaşı'nda Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i yenerek
tutsak aldı. Malazgirt zaferinin asıl önemi, Anadolu'yu Türklere açmış
olmasından gelir. Anadolu içlerine akınlarını sürdüren Büyük Selçuklu
komutanları yeni topraklar ele geçirdiler ve bağımsız yeni devletler
kurdular. Alp Arslan 1072'de ölünce Büyük Selçuklu Devleti’nin başına
oğlu Melikşah geçti. 1072-1092 arasında hüküm süren Melikşah dönemi,
Büyük Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemi oldu.
Gerileme ve Dağılma dönemi
Melikşah'tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud (1092-1094),
Berkyaruk (1094-1105), Müizzeddin Melikşah (1105-1105) ve Mehmed Tapar
(1105-1118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki
merkezi denetimini giderek yitirdi. 1118'de tahta çıkan Ahmed Sencer’in
ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olamadı.
Nitekim Sencer, ayaklanan göçebe Oğuzlara 1153'te tutsak düştü. İki yıl
sonra kaçarak kurtulduysa da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan
1157’de öldü. Büyük Selçuklu Devleti böylece sona erdi.
Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar.
Daha önce bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu
devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre
daha ayakta kalabildi. Ayrıca devletin gerilemesinin de bir sebebi
Haçlı seferleri ,Fatimilerle olan çatışmalar, Hasan Sabbahın Batinilik
propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları olmuştur. Bunun
sonucunda ise Abbasi padişahları Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için
bir takım çalışmalar yürütmüştür. Bunlar Selçuklu Devleti'nin
yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir. Özet olarak Selçuklu
Devletinin yıkılma nedenleri olarak aşağıdaki nedenler sayılabilir:
* Merkezi otoritenin zayıflaması
* Taht kavgaları
* Oğuz isyanları
* Haçlı seferleri
* Atabeylerin bağımsız hareket etmesi
* Abbasi halifeliğini korumak için büyük mücadelelere girmeleri
* Fatimiler ve Şiilerin yıpratmaları
* Şehzade ayaklanmaları
* Gazneliler ve Karahanlıların istilası
* Batınilik hareketleri
* Ülke topraklarının hanedan üyelerinin ortak malı sayılması
* Kötü yönetim
Devlet yapısı
Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi, kendisinden önceki İslam
devletlerine benziyordu. Hint-İran devlet anlayışını yansıtan bu
örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de belirgin etkisi vardı.
Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük Selçuklu Devleti’nde de
ülke toprakları hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bundan dolayı Büyük
Selçuklu toprakları eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de
Melik olarak adlandırılan hanedanın erkek üyelerine bırakılmıştı.
Tuğrul Bey'den önce boy başkanına Oğuz geleneğine göre Yabgu deniyordu.
İslam dininin benimsenmesinden sonra, hükümdarlar İslam devletlerindeki
geleneğe uyarak "Sultan" ünvanı ile anıldılar. Suriye Selçukluları ile
Kirman Selçukluları’na Irak Selçukluları da katıldı. Büyük Selçuklu
topraklarına göçen yeni Oğuz boyları da iç düzeni büyük ölçüde
sarstılar. Bu karışıklık döneminde Harezmşahlar, Büyük Selçuklu
toprakların büyük bölümünü ele geçirdiler. Bir süre daha direnen Kirman
Selçukluları 1175’te, Irak Selçukluları da 1194’te yıkıldı. sultan
unvanını kullandılar.
Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi. Bütün atamalar ve
toprak dağıtımı sultanın buyruğuyla yapılıyordu. Ayrıca sultan yüksek
yargı kurullarına da başkanlık ediyordu. Hükümdarların "danışman"ı
konumundaki kişiler yönetimde önemli rol oynuyorlardı. Alp Arslan
döneminde bu göreve getirilen Nizamülmülk, İslam geleneği uyarınca
vezir unvanı aldı ve devlet yönetiminde köklü değişiklikler yaptı.
Nizamülmülk, devlet yönetimine ilişkin anlayışını Siyasetname adlı
kitabında da anlatmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işleri
"Divan-ı Âlâ" adı verilen bir kurulda görüşülür ve karara bağlanırdı.
Ayrıca maliye, askerlik ve adalet işleriyle uğraşan başka divanlar da
vardı. Meliklerin yönetimindeki eyaletlerde de büyük ölçüde merkezdeki
örgütlenme örnek alınmıştı.Devlet islam kültürünü yaygınlaştırmak için
görevler üstlenmiştir.
Toprak yönetimi ve ordu
Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan topraklar ikta denen bölümlere
ayrılmıştı ve iktalar hizmet karşılığında belirli süre için ileri
gelenlere veriliyordu. Bu usulle verilen topraklar has, ikta ve haraci
olarak üçe ayrılıyordu. Has toprakların geliri doğrudan sultan ailesine
veriliyordu. İkta sahipleri ise, toprakları işleme karşılığında belli
sayıda asker besliyor ve savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı.
Haraci olarak adlandırılan toprakların geliri de doğrudan devlet
hazinesine aktarılıyordu.
Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan
ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk,
aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere
"gulam" deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla
görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin
yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de
savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah
döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.
Toplumsal ve ekonomik yaşam
Büyük Selçuklu Devleti'ndeki Oğuz boyları ve başka bazı topluluklar
göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir bey bulunuyordu. Bu göçebe
topluluklar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyorlardı ve otlak bulmak
için de mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Devlet göçebe
topluluklardan otlak vergisi alıyordu. Yerleşik nüfus ise çiftçilik,
zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Kentlerdeki tüccar ve esnaf,
işkollarına göre loncalar biçiminde örgütlenmişti. Merkezi devlette
görevli memurlar ile sürekli ordudaki askerler maaş alıyorlardı.
Büyük Selçuklular ticaretin gelişmesini destekliyor ve kervan
yollarının güvenliğini sağlıyorlardı. Bu dönemde en önemli uluslararası
ticaret, Uzakdoğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan İpek Yolu ve Baharat Yolu
aracılığıyla gerçekleşiyordu. Tarımın gelişmesi için sulama kanalları
vardı. Yün, pamuk, ipek dokumacılığı çok gelişmişti.
Büyük Selçuklu Devleti’nde öğrencilerin, yolcuların ve yoksul halkın
doyurulduğu sosyal yardım kurumu olan imarethaneler vardı. Devletin
yönetici-memur kadroları, Nizamülmülk’ün kuruluşuna öncülük ettiği
Nizamiye medreselerinde yetiştiriliyordu.
Eğitim, bilim ve sanat
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi
sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde
ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin
ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey,
Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde
yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve
belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi.
Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve
edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin
kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde
kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da,
sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı
din ve bilim dili, Farsça'yı edebiyat ve devlet dili, Türkçe'yi ise
saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.
Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni
kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar
inşa ettiler. Bunlar cami, medrese, kervansaray, hastane, köprü, çeşme,
imaret, han, hamam, türbe ve kümbet gibi yapılardı.
Büyük Selçuklular, ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir
anlayış getirdiler. Isfahan'daki Mescid-i Cuma bu anlayışla yapılmış en
eski örnektir. Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın
mimari yapılardır. Kümbetler içten kubbe, dıştan ise piramit ya da
konik bir çatıyla örtülüyordu. Dört köşeli, çok köşeli ya da yuvarlak
formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak
yapılıyordu. Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak
kullanılıyordu.
Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatür, ahşap ve taş oymacılığı,
çinicilik, maden işleme, cilt ve çeşitli süsleme sanatları da
gelişmişti.
|